Bu yazı, Türkiye’deki kültür-sanat gündemini takip etmek ve tartışmak amacıyla bir araya gelen, kültür-sanat alanında faaliyet gösteren “Kültür-Sanat Gündemi Çalışma Komisyonu” tarafından oluşturulmuştur. Çalışmada güncel kültür-sanat gündemlerinin takip edilmesi, değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerden çıkan sonuçların kamuoyuyla paylaşılması hedeflenmektedir. İlk buluşması Aralık ayında gerçekleştirilen çalışmada, 2018 Ekim-Kasım dönemine ait kültür-sanat gündemi tartışılmıştır. Oluşturulan haber akışı üzerinden tartışılan gündem başlıklarını bulabilirsiniz.

Bu dönem içerisinde öne çıkan konular arasında dijital dinleme platformlarındaki sahtecilik tartışmaları, sanat çevreleri içerisinde kadına yönelik şiddet ve taciz haberleri, Ezhel’in ikinci davası ve Sabah gazetesine verilen röportajlar yer aldı. 

YouTube Sahteciliği

Dünya genelinde müziğin Youtube, Spotify, Apple Music, Deezer gibi dijital platformlardan dinlenme oranı gittikçe artmakta. Dijital müzik platformlarının neredeyse hepsi belirli bir ücret karşılığında manipüle edilebiliyor. Sanatçıların yeni şarkıları sosyal medya üzerinden takip ediliyor. Sanatçılar ya da yapımcılar konserleri duyurmak, konser koymak ve şarkı tanıtımlarını artırmak için bot hesaplar üzerinden dijital platformlardaki tıklanma sayılarını artırmaya çalışıyorlar.[1]

Bu durumun en temelde haksız rekabete yol açtığı söylenebilir. Müzik sektöründe fiziksel CD satışlarının ve satış gelirlerinin düşmesinden sonra, dijital platformlar üzerinden para kazanmanın yolları aranmaya başlandı. Bunun gibi uygulamalar sebebiyle sanatçıların tıklanma sayısı artırılarak hem konser koymak için sahte bir veri oluşturuluyor hem de bu sahte sayılar üzerinden haksız bir reklam geliri elde ediliyor. Sanatçının tık sayısının yüksekliği belirtilerek çok sayıda bilet satacağı varsayımıyla konulan konserler genellikle hüsranla sonuçlanıyor.

Youtube ya da Spotify gibi platformların buna neden karşı çıkmadığı bir tartışma konusu olabilir. Burada da bu platformların tıklanma sayıları baz alınarak oluşturduğu reklam gelirlerinden para kazandığı, bu nedenle bu konuda nitelikli bir mücadele göstermediği belirtilebilir.

Sanat Çevreleri İçerisinde Kadına Yönelik Şiddet ve Taciz Haberleri

25 Ekim’de oyuncu Elit İşcan, Yaşamayanlar dizisinin setinde maruz bırakıldığı hakaret ve tacize ilişkin bir açıklama yayınladı.[2] Aynı hafta içerisinde, 1 Kasım’da şarkıcı Sıla da şiddete maruz bırakıldığı için Ahmet Kural hakkında suç duyurusunda bulundu.[3]

Geçmiş dönemde sanat çevrelerinde yaşanan cinsel taciz ve şiddet vakalarında genelde şiddeti reddetme yolunun seçildiği söylenebilir. Bu tarz vakaların failleri kamuoyu baskısı nedeniyle diziden çıkarılma ya da sektörün dışında bırakılma gibi yaptırımlarla karşılaşsa da bunun belirli bir süre boyunca uygulandığını belirtebiliriz. Bir taktik olarak belli bir süre sessiz kalıp medyada görünmemeyi tercih edenler, bir zaman sonra tekrar sektöre rahatlıkla geri dönüyorlar. Şiddete maruz bırakılan kadınların pek çoğu ise sektör dışına itiliyor ve belki de başka bir vaka karşısında yine gündem olup “dizinin ve yapımcıların prestijini” zedeleyebileceği düşünülerek kendilerine iş verilmemeye başlanıyor. Bütün bu durumları göze alarak açıklama yapan Elit İşcan ve Sıla’nın ortaya koymuş olduğu çıkışın cesur bir hamle olduğu belirtilebilir.

Türkiye’deki ekonomik kriz nedeniyle daralan dizi sektöründe, iş kaybetme korkusuyla cinsel şiddet gündeme getirilemeyebilir, cinsel şiddet cezasız kalabilir. Bu tarz durumlara karşı sektörde çalışan kişilerin bir araya gelerek örgütlenmesi kritik bir noktada bulunuyor. Sinema ve televizyon sektöründe çalışan kadınlar tacize, şiddet ve mobbinge karşı Mor Yapımcılar’ın çağrısıyla buluşmaya başladılar.[4]

Sabah Gazetesi Söyleşileri Devam Ediyor

Daha önce Derya Köroğlu, Hasan Saltık, Neşe Karaböcek, Lale Mansur gibi isimlerle yapılan röportaj serisi Erdal Beşikçioğlu söyleşisi ile devam etti. Sanatçıların imtiyaz elde etme, para kazanma kanallarını açık tutma, mafya devletten korunma, biat ifade etme amacıyla bu söyleşi serisinde yer aldıkları belirtilebilir. Günümüzde sanat alanında ekonomik koşulların ağırlaşmasıyla birlikte, mesleki örgütlenme ve dayanışma olmadığında bunun gibi açıklamaların daha sık görüleceği tahmin edilebilir. Sanatçıların “Ya biat et ya yıkıl git” ikilemine sıkıştırılırken herhangi bir örgütlü dayanağı olmadan “aynı gemide olmadığını” açıkça belirten sanatçıların yıkılacağını ya da yıkılmanın eşiğine getirileceğini; diğer sanatçıların da bir şekilde günü kurtarmaya çalıştığını söyleyebiliriz. Konu ile ilgili Ömer Faruk Kurhan’ın Art-İzan’da yayınlanan yazısını tavsiye ediyoruz.[5]

Ezhel’in İkinci Duruşması Hakkında

Geçen Mayıs’ta tutuklanarak cezaevine konan Ezhel lakaplı Sercan İpekçioğlu 26 gün hapis yattıktan sonra ilk duruşmada beraat etmişti. İstanbul Anadolu başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede İpekçioğlu’nun internet üzerinden yayınlanan şarkılarında uyuşturucuya özendirdiği öne sürülüyor. Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu kullanmayı alenen teşvik eden kişilerin 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması öngörülüyor. Ancak Ezhel’in şarkı sözlerinin açıkça “uyuşturucu kullanın” demediği ortada. Şarkı sözlerinin bu şekilde yorumlanma ihtimali üzerinden dava açıldığı söylenebilir. Ancak sanatçının yazdığı sözlerin cezalandırılması özgürlük alanının sınırlandırılması anlamına geliyor. Somut ve net bir teşvik olmadığı hâlde “ima etmesi” sebebiyle oldukça ağır bir cezanın gündeme getirilmesi sanatçılara ve üretimlerine bir tehdit anlamına da geliyor.

Kültür-Sanat Gündeminde Tartışılan Diğer Haberler:

İstanbul’da Kürtçe Rap yapan grupları bir araya getiren bir konser organize edildi. 22 Ekim’de gerçekleşen bu konser sonrasında Reqso, Roni Artin ve Tolhildan isimli gruplar yer aldı.

Kendilerini ifade etmek ve dertlerini paylaşmak için Kürtçe Rap yaptıklarını belirten grupların videolarına aşağıda ulaşabilirsiniz:

Reqso-Çewani Başi:

Roni Artin-Mezopotamya:

Tolhildan-Tolhildan:

Kültür-sanat gündeminde tartışılan bir başka haber de Hilal Cebeci’nin “Bella Ciao” şarkısına çekmiş olduğu klipti. İtalya’daki antifaşist hareketin sembolü hâline gelen halk şarkısı “Bella Ciao” uzun zamandır içeriğinden tamamen kopuk klip ve remixlerle gündeme gelmişti. Genç kuşaklar tarafından disko müziği olarak algılanmaya başlandığı da belirtilebilir. Bu konuda Murat Meriç’in “Çav Bella’nın Öteki Hâlleri” ve Zehra Çelenk’in “Kör Kurşun ve Çav Bella” yazılarını öneriyoruz.[6][7] Hilal Cebeci’nin klibinin de bu şarkı ile özdeşleştirilen değerlerden uzakta bir yorum olduğu söylenebilir. Klip devrimci değerleri aşağıladığı gerekçesiyle oldukça sert eleştirildi. Ayrıca klipteki çıplaklık muhafazakâr kesimler tarafından eleştirildi. Hilal Cebeci konunun sol değerlerin altının boşaltılması çerçevesinde gündeme getirilmesine solun özgürlükçülüğünün kalmadığını söyleyerek yanıt verdi.

Bir taraftan klipte kullanılan maskeli figürlerin Netflix’in “La Casa de Papel" dizisinin figürleri olduğu, bu klibin de popüler kültüre ait bir imgeyi kullandığı belirtilebilir. Kültürel, toplumsal, siyasi açıdan bir değer atfedilmiş herhangi bir eser bir popüler kültür ürününün malzemesi hâline geldiğinde bu klip ve şarkı gibi yeniden yorumların geleceğini tahmin edebiliriz.

[1] http://www.diken.com.tr/x-ve-y-anlatti-youtube-sahteciligi-artik-sektor-haline-geldi/

[2] https://www.birgun.net/haber-detay/oyuncu-elit-iscan-oyuncu-efecan-senolsun-tarafindan-cinsel-tacize-ugradim-234780.html

[3] http://sendika63.org/2018/11/silaya-siddet-uygulayan-ahmet-kural-hakkinda-uzaklastirma-karari-516272/

[4] https://twitter.com/MorYapimcilar

[5] http://www.art-izan.org/guncel/ya-biat-et-ya-yikil-git-ya-da...

[6] https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/10/14/cav-bellanin-oteki-halleri/

[7] https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/10/17/kor-kursun-ve-cav-bella/