Boğaziçi Üniversitesi’nde 2019-2020 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi yeni gelişmelerle başladı. Bu gelişmeler arasında Kare Blok isimli derslik binasının depreme dayanıksız olmasının ortaya çıkması, Aptullah Kuran Kütüphanesi’nin en alt katındaki tuvaletlerin yerine mescit yapılıyor olması, LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün (BÜLGBTİ+) mail adresinden gönderilen mail, bahsi geçen mail üzerine Kuzey Kampüs’te yapılan İstiklal Marşı okuma eylemi ve bunu takip eden LGBTİ+ karşıtı söylemler bulunuyor.

Depreme Dayanıklı Bina Talebi

Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüs’te yer alan Kare Blok binası, seminer odaları, akademisyenlerin odaları ve dersliklerin yanı sıra kimya ve fizik laboratuvarlarının bulunduğu bir bina. 26 Eylül 2019’da gerçekleşen 5.8 büyüklüğündeki depremin ardından okulun birçok binasının depreme dayanıklı olup olmadığı gündeme geldi. Kütüphane binasının depreme dayanıklı olmadığı bilgisi dolaşmaya başladı. Fakat özellikle Kare Blok binasının depreme dayanıklı olmadığı ortaya çıktı. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yer aldığı kapalı Facebook grubuna konulan fotoğraflarla içindeki birçok çatlak ve hasar belgelendi. Okul idaresiyle bu konu hakkında görüşülerek özellikle de fizik ve kimya laboratuvarlarının yer aldığı bir binanın yalnızca içindekiler için değil, çevresindekiler için de oldukça tehlikeli olduğu hatırlatıldı. Fakat okul yönetiminin kampüsteki binaların depreme dayanıklı olabilmeleri için restore edilmesinin yaklaşık 200 milyon lira tutacağını ve böyle bir bütçenin olmadığını belirttiği biliniyor.

Aptullah Kuran Kütüphanesi’ne Mescit Yapımı

Boğaziçi Üniversitesi Kütüphanesi’nin en alt katında yer alan, “Periodicals” isimli bölümdeki tuvaletlerin yerine mescit yapımına başlandığı biliniyor. Bu yapımın ne zaman, kim tarafından talep edildiği tam olarak bilinmemekle birlikte kütüphanede -özellikle sınav dönemlerinde- var olan tuvaletlerin bile yetersiz kaldığı, sıra oluştuğu biliniyordu. Mescit yapımına karşı çıkan bazı öğrenciler kütüphanede mescite değil tuvalete ihtiyaç olduğunu, ibadetlerini yerine getirmek isteyen öğrencilerin, “Google Haritalar”da kütüphaneye 3 dakika yürüme mesafesi olarak belirtilen “Nafi Baba Camii”ne gidebileceklerini söylüyor.

LGBTİ+’lara Karşı bir Kampanya

Bir dönem AKP Ana İl Başkanlığı’na aday olmuş Aydın Binboğa 17 Ekim tarihinde, kişisel Twitter hesabında kızının Boğaziçi Üniversitesi’ndeki kaydını “lezbiyen olmasından korktuğu için” dondurduğunu açıkladı.

Bu konnun yayılmasının ardından bu haberin yalan olduğuna dair iddialar ortaya atıldı. Binboğa’nın kızının İngilizce Yeterlilik Sınavı’nı geçemediği için remedial statüsünde olduğu ve bu sebeple okula devam etmediği, Binboğa’nın ise okula gelip dekanla herhangi bir konuda görüşme yapmadığı belirtiliyor. Meselenin aslının ne olduğu bilinmemekle birlikte Binboğa bahsi geçen paylaşımları yaptığı Twitter hesabını silip bir başka hesap açmış durumda.

16 Ekim’de Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinin yer aldığı bir kapalı Facebook grubunda, BULGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün resmî e-posta hesabından 20 Eylül’de üyelerine attığı, içeriğinde İstiklal Marşı’nın sözlerini Lubunca kelimelerle değiştirilmiş hâlini barındıran mesaj ifşa edildi. Bu mailin ifşa edilmesinin ardından 17 Ekim tarihinde “Boğaziçi Üniversitesi’nde LGBT skandalı! İstiklal Marşı’yla dalga geçtiler” başlıkla Sabah gazetesi “Maneviyata düşman, edepsizliğe dost! Lut Kavminin sapkın artıkları İstiklal Marşı’yla dalga geçti” adlı başlıkla YeniAkit gazetesi gibi birçok gazetede konuya ilişkin haber yayınlandı. Kulüp kamuoyundaki tartışmaların ardından aşağıdaki özür metnini sosyal medya hesaplarından duyurdu.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü de konuyla ilgili bir açıklama yayınlayarak, mesajı gönderen kişi hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını ve “Benzer olayların tekrarlanmaması için alınan önlemler konusunda gereken hassasiyetin gösterileceğini” belirtti.

LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü üzerinden yürüyen bu tartışmaların yanı sıra 17 Ekim Perşembe bir okul öğrencisi sosyal medyada isim, soyismi ve fotoğraflarıyla ifşa edilerek hedef gösterildi. Bunun sebebi de Kare Blok’ta cinsiyetsiz olarak duyurulan tuvaleti kullanan okul öğrencisinin tuvaletteki kadınları taciz etmesi olarak öne sürüldü. Bu ifşa yalnızca sosyal medya ile sınırlı kalmadı. Birçok gazete internet sayfası bu haberi öğrencinin ismi ve fotoğraflarıyla “Üniversitenin LGBT Kulübü üyesi bir öğrencinin içinde başörtülü kadın öğrencilerin de olduğu kadınlar tuvaletini kullandığı ortaya çıktı” başlığı atarak yayınladı. Fakat bahsedilen tuvaletin cinsiyetsiz tuvalet olduğu ortaya çıktı. Öğrencinin tuvaletteki kadınları rahatsız edecek bir davranışta bulunmadığı iddia edildi.

18 Ekim Cuma günü mailin yayılmasının ardından Boğaziçi Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü ve Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü’nün öncülüğünde Boğaziçi Üniversitesi Kuzey Kampüsü’nde İstiklal Marşı okuma eylemi düzenledi. Eylem sonunda bir basın açıklaması yapıldı (açıklamanın tam metni için tıklayınız):

“Milli ve manevi hiçbir değer yargımızı kabul etmeyen Boğaziçi LGBTİ Kulübü’nün, resmi hesabı üzerinden üyelerine gönderdiği mailde, ortak değerimiz olan İstiklal Marşımıza alenen hakaret edilmesi kabul edilemez. (…) Burada olduğumuzu göstermek ve sesimizi okul idaresi başta olmak üzere tüm vicdan sahiplerine duyurmak adına, en güçlü mutabakat metnimiz olan, Kurtuluş Savaşı’nın ateşleri içinde yazılmış, uğruna en son Barış Pınarı Harekatı’nda olmak üzere onyıllardır şehitler verdiğimiz İstiklal Marşımızı beraberce okumak için buradayız.”

Yapılan açıklamanın ardından İstiklal Marşı’nı okuyan öğrenciler yürüyüş başlattı. Yürüyüş Rektörlük önünde sonlandı ve Rektörlük’e teslim edilmek üzere hazırlanan dilekçe imzalandıktan sonra öğrencilerden oluşan bir heyet dilekçeyi Rektörlük’e iletti (dilekçenin tam metni için tıklayınız).

Bu tarihten sonra da Boğaziçi Üniversitesi’ndeki LGBTİ+ öğrenciler ve LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü (BÜLGBTİ+) medyanın gündeminde oldu. Yeni Akit gazetesi 19 Ekim tarihli “İstiklal Marşı’yla dalga geçen sapkınlardan yeni rezalet!” başlıklı haberinde BÜLGBTİ+’nın geçmiş senelerde yaptığı Queer Performans Gecesi etkinliğinden bir video kesiti paylaşarak hem BÜLGBTİ+’nın hem de 17 Ekim’de afişe edilen öğrencinin adını haber sitelerinde ve sosyal medyada tekrar gündeme getirmiş oldu.

Başka bir gazetede ise bu kez Anadolu Gençlik Derneği’nin (AGD) WhatsApp grubunda geçen konuşmalar yer aldı. Bu konuşmalar Boğaziçi kampüsünde yaşanan son olaylar ve LGBTİ+ öğrenciler hakkındaydı:

“Aman tepki ortaya koyarken, eleştirileri doğrudan İstiklal Marşı üzerinden yapmayalım, Bizim çizgimiz zaten bunların ahlaksız olduğu ve göz yumulmasının büyük utanç olduğu yönündedir. Yoksa cinsiyetsiz tuvalet gibi ahlaksızlıkları meşruiyet kazanacaktır. Bu kulüp başından sonuna kadar gayrimeşrudur. Reisi bekleyin önümüzdeki günlerde sizi bilgilendirecektir.”

“Seneler sonra Boğaziçi’ndeki İslamî camia olarak ilk kez psikolojik üstünlüğü aldık. Bunu kaybetmememiz gerek, Küffara geçit vermeyeceğiz. Ne olursa olsun iman varsa imkân da vardır diyeceğiz.”

“Allah razı olsun reis, bu süreçte, bu gruptaki arkadaşların ve emekleri ve kenetlenmesi çok iyiydi. Bu konuda reisten gelen talimat ne olursa olsun lütfen uyun.”

Kampüste yaşanan bu olaylar üzerine bazı üniversite kulüp ve toplulukları da konuyla ilgili açıklamalar paylaştı (açıklamaların tam metinleri için tıklayınız).

Bunlarla birlikte Boğaziçi Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünde Prof. Dr. unvanıyla hocalık yapan Nesrin Özören’in konu hakkındaki tweet’leri de bazı öğrencilerden tepki çekti.

Akademisyenin yazdıklarındaki etik ihlal sebebiyle imza toplanarak şikayet edileceği de biliniyor.

EK1: Basın Açıklaması

“Milli ve manevi hiçbir değer yargımızı kabul etmeyen Boğaziçi LGBTİ Kulübü’nün, resmi hesabı üzerinden üyelerine gönderdiği mailde, ortak değerimiz olan İstiklal Marşımıza alenen hakaret edilmesi kabul edilemez. Bu bardağı taşıran son damla olmuştur. Biz, Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri olarak değerlerimizle, kişiler ve gruplardan bağımsız olarak, kim yaparsa yapsın bu şekilde alay edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.

Yasal sürecin başlatılması ve ilgililer hakkındaki gerekli yaptırımların işletilmesinin takipçisi olacağımızı da ifade etmek isteriz. Burada olduğumuzu göstermek ve sesimizi okul idaresi başta olmak üzere tüm vicdan sahiplerine duyurmak adına, en güçlü mutabakat metnimiz olan, Kurtuluş Savaşı’nın ateşleri içinde yazılmış, uğruna en son Barış Pınarı Harekatı’nda olmak üzere onyıllardır şehitler verdiğimiz İstiklal Marşımızı beraberce okumak için buradayız.”

Yazıya devam etmek için tıklayınız.

EK2: Dilekçe

“Üniversitenizin … Fakültesi … bölümü … sınıf … numaralı öğrencisiyim. Okulumuz kurumsal çatısı altında resmen bulunmayan birtakım örgüt ve grupların okul içinde stand kurması, masa açması, bildiri dağıtıp okul içindeki çeşitli noktalarda zemini, duvarları boyayarak bu araçlar ile propaganda yürütmesi bir Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi olarak bilhassa dışarıdan bir misafir geldiğinde utandığım, Boğaziçi Üniversitesi gibi yüksek seviyeli bir medeniyet ortamına yakıştıramadığım bir vaziyettir. Öte yandan okul içinde sıkı bir prosedüre bağlanmış olan kulüp ve topluluk statüsü ile ilgili yapılabilen ve yapılamayan aksiyonlar var ve bunlar Öğrenci Faaliyetleri gibi bir organizma tarafından denetime tabi iken bu tür gayri organik grupların bu denli bağımsız hareket etmesini ve okul içinde otorite tanımamasını, daha fazlası, dağıtılan bildirilerde ve açıklamalarında kullandıkları ifadeler ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni aşağılayıcı, karalayıcı, asılsız iftiralar ve ideolojik söylemler ile suçlayıcı bir üslup kullanmalarını da yine bu devletin imkanlarını kullanarak bulunduğu konuma gelen bir öğrenci olarak doğru bulmuyorum. Son olarak 10.10.2019 tarihinde kuzey kampüste ne olduğu belirsiz bir öğrenci grubu tarafından yapılan sözde anma programı vesilesi ile yapılan basın açıklaması amacından saptırılarak devlete yönelik iftira atmanın aracı haline getirilmiştir. Bundan sonra LGBTİ+ kulübünce yeni gelen üyelere gönderilen mailde Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin yegane varlığı İstiklal Marşı’mız ile alay edilmiş, ortak değerlerimiz ele ayağa düşürülerek itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştır. Milli mücadele döneminde halkımızın itici gücü, dayanağı olmuş milli mirasımız İstiklal Marşımız’ın ayaklar altına alınması, terörle mücadele faaliyetlerinin bağlamından çıkarılıp birer işgal, devlet terörü vb. ifadeler ile nitelendirilmesi gibi olayların devletimizin bugün insan hayatını, güvenliğini ve olası tehditleri göz önüne alarak başlattığı operasyonlar sonucu sivil ve askeri şehitler dediğimiz bir dönemde yaşanması şikayete konu bütün bu meseleleri katlanılması zor bir hale getirmiştir. Okulumuz dahilinde faaliyet gösteren her kulüp ve topluluğun fikirlerine saygı duyuyor, ortak değerlerimiz ile alay edilmediği, devletimize hakaret edilmediği sürece her türlü ifadeyi destekliyorum. Ancak bahsettiğim konularda gerekli incelemenin yapılarak lazım görülen yaptırımların uygulanmasını hem kendim hem okulum için önemli buluyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim.”

Yazıya devam etmek için tıklayınız.

EK3: Kulüp ve Toplulukların Açıklamaları

Boğaziçi Üniversitesi Tarih İncelemeleri Kulübü (BUTİK)

“Ben ezelden beridir repeat yaşadım, repeat yaşarım.
Hangi advisor bana zincir vuracakmış? şaşarım.
Kükremiş freshman gibiyim, dersin kotasını çiğner aşarım.
Yırtarım syllabus’ı, consentlere sığmaz, taşarım.”

Rahatsız olmadınız değil mi? “Milli değerler”e hakaret ediliyor hissine kapılmadınız. Boğaziçi’nde okuyan herhangi bir öğrencinin ufak bir şakası olarak gördünüz, gülümsediniz belki. Bu öğrencinin yaptığı değişiklikten ötürü “İstiklal Marşı Yasası” kapsamında şikayet edileceği, sosyal medyada tecavüz ve ölüme varan tehditlerle karşılaşacağı, milyon tirajlı gazeteler tarafından hedef gösterileceği, kendi okulunda bu yaptığı “saygısızlık” yüzünden bir eylem düzenleneceği; bunlar aklınızın ucundan bile geçmedi.

İşte Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü üyesi arkadaşlarımız, İstiklal Marşı’nın sözlerinin lubunca terimler ile değiştirilmiş versiyonunu esprili bir kulübe hoşgeldiniz mesajı olarak paylaştıkları gerekçesiyle bugün böyle bir linç ile karşılaşmıştır. Demin aklınızın ucundan geçmeyecek bu linç, açıktır ki “milli değerlere saygısızlık” kisvesine bürünmüş bir cinsiyetçilik ve nefret suçu olarak karşımıza çıkmaktadır. Hedefi de LGBTİ+ bireylerin yaşam alanlarını daraltmak ve faaliyetlerini engellemekten başka bir şey değildir.

Ne yazık ki okulumuz resmi kulüplerinden ADK ve BİSAK, ayrıca okulda faaliyet gösteren AGD, bu linç kampanyasının örgütlenmesinde başı çekmektedir. Bir yandan LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün faaliyetlerinin engellenmesi ve kulübe soruşturulma başlatılması için mevcut yasa ve mevzuatları çarpıtarak resmi başvurular yapılmakta, bir yandan da nefret söylemleriyle dolu bir kampanya yürütülmektedir.

Biz de, bu süreçte LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün yanında olduğumuzu, kulübün bünyesine veya etkinliklerine herhangi bir müdahalede bulunulması durumunda sessiz kalmayacağımızı belirtiriz. Boğaziçi Üniversitesi kulüplerini ve tüm mensuplarını, bu nefret suçuna karşı durmaya davet ediyoruz ve bu amaçla düzenlenecek faaliyetlerin kayıtsız şartsız destekçisi olacağımızı bildiriyoruz.

*20.yüzyılın faşist rejimlerini karşılaştırmalı olarak inceleyen Lawrence Britt, aşırı cinsiyetçiliğin tüm bu rejimlerde ortak bir özellik haline geldiğini göstermiştir. Bu rejimlerde, geleneksel cinsiyet rollerinin kutsanması, homofobik kampanyaların ve yasaların düzenlenmesi gibi politikalar; militarizm ve saldırgan milliyetçiliğin gerekleri olarak görülmüştür. Bugünkü manzaraya baktığımızda, 1980’lerde Alman tarihçilerin yükselen neo-nazizm karşısında söyledikleri sözü biz de tekrarlama ihtiyacı duyuyoruz: “Henüz Hitler ile işimiz bitmedi”.

Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü (BÜSK)

16 Ekim’den beri okulumuzun LGBTİ+ Çalışmaları Kulübüne ve üyelerine yönelik yapılan nefret söylemlerinin ve karalama kampanyalarının karşısındayız. Sosyal medya üzerinden kişilerin fotoğraflarını paylaşıp hedef göstererek linç çağrısında bulunmayı hiçbir koşul altında doğru bulmuyor ve kınıyoruz. Okulumuzun, nefret söylemine hedef olan arkadaşlarımızın can güvenliğini temin altına alması gerektiğini düşündüğümüzü, LGBTİ+ Çalışmaları Kulübünün yanında olduğumuzu, kulübün bünyesine veya etkinliklerine herhangi bir müdahalede bulunulması durumunda buna sessiz kalmayacağımızı belirtiriz. Diğer kulüpleri de bu şiddetin karşısında durmaya davet ediyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü (BÜFK)

-Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Kulübü (BUSUİK)

Boğaziçi Üniversitesi LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü ve üyelerine yönelik hedef gösterme, tehdit ve karalamanın, üniversitemize dönük çok boyutlu saldırının bir başka biçimi olarak öne çıktığını bir haftadır gözlemliyoruz.

Ülkemizde akla gelebilecek her toplumsal alana dönük gerici saldırılar gün geçtikçe sıradanlaşıyor. Belki anaakım medyanın manipülasyon olanaklarının daha az olması, belki de provokasyonların öznelerinin belli siyasi çevrelerle ilişkilerinin dolaysız şekilde görünür olması, bu saldırıların üniversiteye dönük olanlarının iç yüzünü daha anlaşılabilir kılıyor.

Saldırgan çevrelerin üniversitede “üstünlüğü alma” hamlesi bir kurucu sembolü provokasyon malzemesi haline getirirken toplumun tüm fertlerinin varlık teminatı olan cumhuriyeti ayaklar altına almaktadır. Cumhuriyetin kurucu sembollerinden birini bağlamına oturtma iddiasıyla saldıranlar, bu sembolleri bağlamından asıl koparanlardır.

Bir takım uluslararası aktörlere karşı başlatıldığı iddia edilen bir askeri operasyon, muhatabı olan bu aktörlerin talebi üzerine yakın zamanda durdurulmuştu. Geçtiğimiz günlerde ilişkili çevrelerin ODTÜ’ye dönük hazırladığı bir başka provokasyonun da bu durdurulmuş operasyonu malzeme ettiği ortaya çıktı.

Karşı karşıya olduğumuz koşullarda ırkçı nefret söylemiyle cinsiyete ve cinsel yönelime dayalı nefret söyleminin öznesinin aynı olduğu, bu öznenin “üstünlük sağlamasının” üniversitenin sonu anlamına geleceği fark edilmelidir. Modern toplumun üzerine inşa edildiği zemini yıkma hedefinde olanların “ahlakını” şekillendiren de bu emelleridir. Bunun üstünlüğü, ancak mutlak ahlaksızlığın tesisi olabilir. Barbarlığa karşı üniversite savunulmalıdır.

Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK)

Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO)

Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü (BÜED)

Son günlerde ulusal medyada ve sosyal medyada LGBTİ+lara karşı nefret söylemi içeren fobik saldırılara maruz bırakılan ve hedef gösterilen BÜLGBTİ+ kulübünün ve üniversitedeki arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu bildiririz. Bu süreçte üniversitemizin özgürlükçü ve insan haklarına değer veren kültürüne karşı oldukça zarar verici adımlar atıldığını üzülerek takip ediyoruz. Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü olarak üniversitemizdeki tüm kulüpleri bu haksız saldırı karşısında desteğe çağırıyoruz. İnsan hakları temelli ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz bırakılan ve bu duruma karşı çıkan tüm arkadaşlarımızın yanında olduğumuzu ilan ediyoruz!

siz inanmayın bir gün değişir elbet
güneşe ve penise tapan rüzgarın yönü*

Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü Kürt Edebiyatı Komisyonu (BÜED KURDÎ)

“Heke tu destûr bidî ez ê ji te re bêjim ‘Chloeyê ji Oliviayê hez kir’. Dest pê neke, sor nebe… Erê carna jin ji jinan hez dikin.”

“O halde müsaade edersen sana şunu söyleyebilirim ki ‘Chloe Olivia’yı sevdi…’ Başlama. Kızarma… Bazen kadınlar, kadınları sever.”

//

Weke Kûluba Edebiyatê, Komîsyona Edebiyata Kurdî em li hember kampanyaya lîncê ya li dij Kûluba Xebatên LGBTI+ û xwendekarên LGBTI+ disekinin û wan koman şermezar dikin ku di nav rewşa siyasî ya heyî de sûd ji vê kampanyayê werdigrin!

Edebiyat Kulübü, Kürt Edebiyatı Komisyonu olarak LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’ne ve okuldaki LGBTİ+ öğrencilere dönük linç kampanyasının karşısında olduğumuzu belirtiyor ve bu kampanyayı günümüz siyasi koşullarında kendileri için bir bir rant malzemesi haline getiren grupları kınıyoruz!

Marksist Fikir Topluluğu (MFT)

Faşizme ve hedef göstermelere karşı ezilen kimliklerin yanındayız!

Cuma günü BÜLGBTİ+ üyesi bir arkadaşımız kimliğinden dolayı okulda faşist bir güruh tarafından fotoğrafı çekilerek iktidarın temsilcisi olan çetelerce sosyal medyada nefret diliyle hedef gösterilmiştir.

Arkadaşımız kimsenin inancına hakaret etmemiş veya başka bir şekilde zedelememiştir. Sırf yaşam tarzı iktidarın onayladığı bir yaşam tarzı olmadığından sosyal medya aracılığıyla bazı faşist gruplar arkadaşımızın yaşama hakkı olmadığını ileri sürecek kadar iğrençleşmişlerdir .
Bu faşist gruplar sadece LGBTİ+’lara değil, fırsat bulsalar kendilerine karşı olan her öğrenciyi, okul kulüplerini, akademisyenleri, işçileri sindirmek için ellerinden geleni yapacaklardır.
Ancak Boğaziçi Üniversitesi’nde bu saldırgan, despot davranışlarına destek olacak hiçbir okul bileşeni bulamadılar, bulamayacaklar da. Bu yüzden desteklerini okul ile hiç bağlantısı olmayan faşist gruplardan ve iktidar organı medya gruplarında arıyorlar. Bizler okulun gerçek sahipleri olarak; öğrenciler,akademisyenler, okul kulüpleri ve toplulukları olarak bu faşist çetelere karşı birlikte durarak, demokratik alanlarımızı yok etmeye çalışan bu çetelere karşı bir arada olmalıyız. Biz birlik olduğumuz sürece ne arkadaşımız, ne de herhangi başka bir öğrenci, yaşam tarzından, fikirlerden dolayı hedef gösterilebilecektir.

Biz MFT olarak kimliksel ve sınıfsal ezilme ve sömürü ilişkilerine karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. İktidarın, faşist- islamcı çetelerin üniversiteleri baskı altına alma çabalarına karşı tüm Boğaziçi Üniversitesi bileşenlerine dayanışma çağrısı yapıyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi Hayvan Hakları Topluluğu (BÜHAY)

BÜHAY olarak, son günlerde BÜLGBTİ+’ye karşı başlatılan ve ülke genelinde bir nefret dalgasına dönüşen homofobik söylemlerin karşısındayız. Arkadaşlarımızın özel bilgilerinin fotoğraflarıyla beraber ulusal medyada hedef gösterilmesinin suç teşkil ettiğinin altını çiziyor ve bunu şiddetle kınıyoruz. Boğaziçi’nde benimsenen uzlaşmacı ve özgürlükçü değerlerin yıpratılmasına ve bunlara karşı başlatılan karalama kampanyalara karşı olduğumuzu da belirtmek istiyoruz. Okul yönetimini arkadaşlarımızın güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri almaya, diğer kulüp ve toplulukları da bu çağrımızı yinelemeye davet ediyoruz.
BÜLGBTİ+’nin yanındayız ve LGBTİ+fobiye karşı sessiz kalmayacağız.

Boğaziçi Üniversitesi Köy ve Kooperatifçilik Kulübü (KÖY-KOOP)

Aşka ve Dayanışmaya!

Son günlerde üniversite camiası olarak bir linç kampanyasına maruz kalmaktayız. Siyasal iktidarın yönlendirmesinde olduğu açıkça belli olan bu planlı saldırılara karşı üniversitemizin özgürlükçü ve demokratik değerlerini hatırlatmayı elzem görüyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi’nin en eski kulüplerinden biri olarak, üniversitemizdeki tüm LGBTİ+ arkadaşlarımızla ve LGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’yle maruz kaldıkları bu haksız saldırıya karşı dayanışma içerisinde olduğumuzu belirtiyoruz.

Ulus, millet, ulusal devlet gibi kavramların hiçbiri tartışılamaz değildir. Son birkaç yüzyılda “inşa” edilen kavramların kutsanarak insanlara dönük sistematik saldırı aracı haline gelmesi insanlık suçudur, faşizmdir. ”Milli ve manevi değerler” herkes tarafından sahiplenilmek zorunda olmadığı gibi dokunulmaz, eleştirilemez değildir. Kişisel saldırı, ayrımcılık, ötekileştirme olmadığı ve insanlık suçu işlenmediği sürece her şeyin mizahı yapılabilir.

Arkadaşlarımız açıkça hedef gösterilirken rektörlüğün yaptığı açıklamayı rezalet olarak görüyoruz. Boğaziçi yönetiminin asli görevi öğrencisini siyasal iktidarın saldırısına karşı savunmak ve ona sahip çıkmaktır. Başında bir kayyumun olduğu okul yönetimi Boğaziçi tarihi için hatırlanması istenmeyecek tavırlar sergilemektedir.

Siyasal İslamcı ve ırkçı faşizm kendisi gibi düşünmeyen insanlara kamusal alanda var olma hakkı tanımamaya çalışmaktadır. BİSAK, ADK(TGB/VATAN PARTİSİ), AGD gibi odaklar okulumuzun onlarca yıldır korumaya çalıştığı kazanımlarına açıkça saldırmak için, provokasyon yaratıp ihbarcılık yapmak için adeta pusuda beklemektedirler.

Üniversitemizde yaşanılan bu duruma karşı olan herkesle dayanışma içerisinde olduğumuzu bildiriyoruz. Ve bir öğrenci kulübü olarak yapabileceğimiz her şeyi yapmaya hazır olduğumuzu ilan ediyoruz.

Yaşasın kayyumsuz, özerk, demokratik üniversite!

Yaşasın aşk!

Yaşasın dayanışma!

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Kulübü

Son günlerde okulumuzun bir kulübü olan BÜLGBTİ+’yı direkt hedef gösteren ve sosyal medya üzerinden alevlenen LGBTİ+ karşıtı, homofobik bir nefretle karşı karşıyayız. Milliyetçilik ve kutsalımıza hakaret adı altında meşru kılınmaya çalışılan bu linci, bu nefret söylemini kesinlikle kabul etmiyoruz. Okulumuzdaki BİSAK, ADK ve onların peşinden gelen muhbircilere karşı tüm kulüpleri birarada olmaya çağırıyoruz.

Bunun yanı sıra, 2016 yılında başlayan bu kayyum süreci, artık bir kepazelik halini almış durumda. Geldiği zamandan beri öğrencileri merkeze alan bir anlayış yerine, sarayın isteklerini biz öğrencilere dayatan kayyum, artık öğrencilerin faaliyetlerini yürütmelerine dahi engel olan bir pozisyona düşmüş durumda. İktidarın gündelik hayatı daraltıcı politikalarının yereldeki uygulayıcısı haline dönüşmüş olan kayyum yönetimi, şimdi de öğrencilerin okuldaki en temel faaliyet alanı olan kulüp faaliyetlerinden dolayı öğrencilere yaptırım uygulama hevesine düşmüştür. Unutulmasın isteriz ki, kulüpler bu okulun varolma alanlarının başında geliyor. Boğaziçi öğrencilerinin kendilerini gerçekleştirdikleri bu faaliyet biçimini kayyumun baskılayıcı heveslerine bırakmayacağız. İfade özgürlüğü kapsamına girdiği halde, hiçbir kulüpten hiçbir arkadaşımızın başına egemenlerin politikalarından dolayı bir şey gelmesini kabullenmiyoruz.

Daha önce de dediğimiz gibi, bir arkadaşımızın başına en ufak bir şey gelirse, ki varolan hedef gösterme ve tehditlerle gelmiştir, bunun sorumluluğu hepimizindir. Kayyum yönetiminin ve ondan güç alan tüm yapıların bu homofobik politikalarını kınıyor, üniversitedeki bu muhbirci anlayışa karşı, BÜLGBTİ+’ya desteğimizi sunuyoruz, tüm kulüpleri de bu dayanışmaya davet ediyoruz!

Kayyum Rektör İstemiyoruz!
Boğaziçi’de Homofobiye Hayır!

Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Hizmetler Kulübü (BÜSOS)

Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü (BÜMK)

Yazıya devam etmek için tıklayınız.