Bu yazıda 24 Kasım-7 Aralık 2019 tarihleri arasında iç politika, ekonomi ve dış politikada öne çıkan başlıkları değerlendirmeye çalıştık. Değerlendirmeler linkte bulunan haber taramasına dayanmaktadır.

 

İç Politika

Saray’a giden CHP’li

Bu konudaki tartışma ve açıklamalar 24 Kasım ve izleyen birkaç gün devam etti. Sonraki günlerde Rahmi Turan, gündeme getirdiği iddiadan dolayı ‘pişman olduğunu’ açıkladı ve özür diledi. İlerleyen günlerde konunun gerek CHP içinde gerekse yüksek siyasetin genel gündeminde ve Erdoğan cephesinde tartışılmaya devam edileceği bekleniyordu. “CHP’yi zor günlerin beklediği”, asıl amacın “gündem değiştirme” ve “CHP’nin karıştırılması” olduğu iddialarının haklı çıkması beklenirken şaşırtıcı bir şekilde konu çok geçmeden birkaç gün içinde sönümlendi. “Siyasette fırtına” falan kopmadı.

Yüksek siyasette neler oluyor?

Yüksek siyaset cephesindeki önemli bir gelişme, Babacan’ın açıklamaları oldu. Yeni parti kurma hazırlığı içinde olduğu bilinen Ali Babacan, kurucusu olduğu AKP’den istifa etmesinin ardından ilk kez canlı yayına katıldı.  Babacan açıklamalarında parlamenter sistem ve güçler ayrılığına vurgu yaptı, dış politika ve ekonomi konusundaki görüşlerini açıkladı. Babacan’ın esas itibariyle küreselci liberal çizgiyi temsil etmeye çalıştığı görülüyor. Babacan’ın Kürt sorunundan söz etmemesi ise dikkat çekti.

Öte yandan Nihal Olçok’un Davutoğlu hareketine katılması dikkat çekti. Davutoğlu’nun yıl sonuna kadar parti kuruluşunu ilan etmesi bekleniyor.

İktidar cephesinde de MHP’nin Cumhur İttifakı’nı tahkim etmeye dönük hamleler gerçekleştirdiği görüldü. 29 Kasım’da yaptığı açıklamada EYT konusunda hükümete net bir destekte bulundu. Bunu milli çıkarlar söylemi üzerinden gerçekleştirilmesi dikkat çekti: “Terörle mücadelenin bir bedeli var. Bu bedele var olmak için katlanmak zorundayız. Ekonomide spekülasyon yapanlar ne kurşunun, ne bombanın maliyetini bilenlerdir. Bunlar boş boş konuşmaktadır. Bütçemiz elverir, ekonomik imkanlar artar, o zaman her ihtiyaç anında telafi edilir. Biraz sabır gerekiyor. Biraz tahammül gerekiyor. Biraz da milli hedefleri anlamak gerekiyor. EYT konusunda sayın cumhurbaşkanının açıklamaları isabetlidir.” Böylece ilk kez bir üst düzey yetkili “savaşın maliyeti”nden söz etmiş oldu.

4 Aralık’ta da MHP kamuoyunda ‘af yasası’ olarak bilinen kanun teklifini, Erdoğan’ın Adalet Bakanı’na “altı suça asla indirim yapılmayacak” talimatının ardından geri çekti. Bahçeli bu gelişmeyi “Cumhur İttifakı çatısı altında tezat ve tersliklerin yaşanmaması, konunun istismar edilmemesi maksadıyla 24 Eylül 2018 tarihli kanun teklifimizi bugünden itibaren beklemeye aldığımızı önemle ifade etmek isterim” şeklinde açıkladı.

26 Kasım günü Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı 4 saat sürdü. MGK Bildirisi’nde, ‘Barış Pınarı Harekatı’nın amacına ulaşana kadar sürdürüleceği vurgulandı.

Belediyelere kayyım atamaları, hak ihlalleri

Bu dönemde HDP’li belediyelere ve HDP’ye yönelik operasyonun daha da derinleştiği, belediye başkanlarının yanısıra belediye meclis üyeleri ve parti yöneticilerini de kapsamaya başladığı görüldü.

26 Kasım’da, önceki günlerde gözaltına alınan ve yerlerine kayyım atanan Mardin’de HDP yönetimindeki Savur Belediyesi Eş başkanı Gülistan Öncü, Mazıdağı Belediyesi Eş Başkanı Nalan Özaydın ile Derik Belediyesi Eş Başkanı Mülkiye Esmez tutuklandı. 26 Kasım’da Kocaeli’de polis HDP il ve ilçe binasının da aralarında bulunduğu çok sayıda adrese baskın düzenledi. Çok sayıda kişinin gözaltına alındığı operasyonda polis panolara Türk bayrağı astı. 27 Kasım’da Ankara, Antep, Urfa, Diyarbakır, Batman, Ağrı ve Adıyaman’da yapılan ev baskınlarında çok sayıda siyasetçi ve insan hakları savunucusu gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında DBP Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şirin Tunç ve İHD Ankara Şube Eş Başkanı Fatin Kanat da bulunuyor.

1 Aralık’ta Kars Belediyesi’nde, MHP’li yönetim döneminde usulsüz şekilde ihale alan ve iş yapmayan şirket ve kişilerin açtıkları dava nedeniyle belediye çalışanlarının maaşlarına haciz konuldu. Belediye Eşbaşkanı Ayhan Bilgen, “Daha önce yapılan usulsüz işler için ödeme yapmaya zorlanıyoruz” dedi.

6 Aralık’ta HDP Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediyelerinin de aralarında bulunduğu 24 il, ilçe ve belde belediyelerinin eş başkanları, haklarında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar gerekçe gösterilerek görevden alındı ve yerlerine kayyım atandı. Atanan kayyımların belediye meclislerini devre dışı bırakması üzerine Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği’nin (GABB) HDP’li 70 üyesinin yerine de farklı resmî kurumlarda çalışan memurların kayyım olarak atandığı belirtildi. Aynı gün Van’a bağlı HDP’li Muradiye, Özalp ve Başkale belediyelerinin eş başkanları, haklarında yürütülen soruşturmalar gerekçe gösterilerek gözaltına alındı. Diyarbakır’da ise yerine kayyım atanan HDP’li Bağlar Belediyesi Meclis Üyesi Naşide Buluttekin Can gözaltına alındı.

Yine 6 Aralık’ta HDP Elbistan İlçe Örgütü Kongresi öncesi gözaltına alınan ve iddiaya göre gözaltındayken HDP’den ayrılmaları konusunda tehdit edilen 70 yaşındaki Ali Kısa ve Elif Kısa, kongrenin ardından Ali Kısa’nın yönetime seçilmesiyle birlikte yeniden gözaltına alınarak tutuklandı. Çiftin bakmakla yükümlü oldukları duyma ve konuşma engelli 2 çocukları ise yalnız başlarına kaldı.

Medyaya Yönelik Hak İhlalleri raporunun Kasım ayına ilişkin verileri açıklandı: Kasım ayında gazetecilere yönelik 4 tutuklama, 11 gözaltı, 2 saldırı olayının gerçekleştiği, verilen cezaların da toplamda 80 yılı bulduğu belirtildi. Raporu açıklayan CHP’li Yarkadaş, ‘milli güvenliğe tehdit’ iddiasıyla gazetecilerin basın kartlarının iptal edilmesine tepki gösterdi. CHP’li Yarkadaş, açıkladığı raporu Şili’de protestocu gençlere yönelik polis şiddetini belgelediği için öldürülen gazeteci Albertina Martínez Burgos’a ithaf etti.

Demirtaş’ın sağlık durumu

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 26 Kasım’da göğüs sıkışması ve nefes alamaması sebebiyle bilincinin kapandığı, yedi gün boyunca hastaneye sevk edilmesine izin verilmediği, yapılan görüşmeler sonrası 2 Aralık’ta hastaneye sevk edildiği açıklandı. Aygül Demirtaş, müvekkili Selahattin Demirtaş’ın tetkiklerinde hayati tehlike doğuracak bir bulguya rastlanmadığını aktardı. Demirtaş, “Farklı birkaç tahlil ve işlem de yapıldıktan sonra teşhis konulmasını bekliyoruz. Şu anda sağlık durumu ve morali gayet iyi” dedi. Detaylar için bkz.:[1]

Daha sonra Selahattin Demirtaş da “Halkım bilsin böyle bir hastalığım var. Bu koşullarda daha da gelişti…” şeklinde bir açıklaması oldu. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın ‘Demirtaş, yaşadığı sağlık problemini bizimle paylaşmadı’ şeklindeki açıklaması ilginçti. Buldan; HDP’nin girişimleri sonucu Demirtaş’ın tam teşekküllü hastaneye sevk edildiğini belirtti: “Gerekli kontrol ve tetkikleri yapıldı. Şu an için genel sağlık durumunun iyi olduğunu ve gelişmeleri yakinen takip ettiğimizi belirtmek isterim.”

Kadın ve Çocuk Hakları

Şule Çet Davası

Şule Çet’in ölümüne ilişkin davada mahkeme kararını açıkladı. Sanıklardan Çağatay Aksu’ya cinayetten müebbet ve 12 yıl 6 ay hapis cezası, Berk Akand’a 18 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Kadın örgütlerinin ve ailenin ısrarlı takibiyle gündemde kalan davada Çağatay Aksu’nun “ağırlaştırılmış müebbet” hapis kararı mahkemedeki duruşu nedeniyle indirildi. Yani mahkeme Aysu’ya iyi hal indirimi uyguladı ve müebbet hapis cezasına düşürdü. Şule Çet’in avukatı Umur Yıldırım, takdir indirimi uygulanmasının uygun olmadığını belirterek istinafa gideceklerini açıkladı.

Ceren Özdemir Cinayeti

Ordu Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Bölümü 3. Sınıf Öğrencisi, balerin Ceren Özdemir, Ordu’da 3 Aralık akşamı evine dönerken tanımadığı birisi tarafından kapısının önünde bıçaklı saldırıya uğrayarak hayatını kaybetti. Olayın ayrıntıları medyaya yansıdıkça katil Özgür Arduç’un hikayesini öğrenmiş olduk ve karşımızda şöyle bir katil portresi bulduk. Özgür Arduç suç dosyası kabarık bir isimdi. Hırsızlık yaparak geçinen bir oğlan çocuğunu öldürdükten sonra cezaevine giren Özgür Arduç 2018 yılında açık cezaevine geçmeye hak kazanır, firar eder sonra yakalanır. 2019 yılında tekrar açık cezaevine geçirilir. 30 Kasım’da buradan da kaçar. Basına yansıyan ifadesinde Özgür Arduç, Ceren Özdemir’i öldürmeden önce et bıçağı çalıp insan avına çıktığını, karşısına kadın, erkek, çocuk olsun, ne çıkarsa takip edip sota yerde bıçaklayıp parasını alarak, telefonunu kırıp atmayı; o gün çeşitli şahısları takip ederek bıçak ve tornavida ile öldürmeyi  düşündüğünü anlatıyor. Hatta o gün başka bir kadını takip edip öldüremediğini ama cezaevinden çıktıktan sonra bulup öldüreceğini söylüyor.[2] Kendisini yakalayan polisleri de polis arabasında bıçaklıyor. İfadesinde cezaevinden çıktıktan sonra zayıf olmaları ve daha kolay öldürebileceğini düşündüğü için kadın ve genç erkekleri öldürmeyi planladığını da anlatıyor. Kendisi bu zamana kadar hiç psikolojik tedavi görmemiş. Akıl ve ruh sağlığıyla ilgili hiçbir takip ve denetime tabi olmamış. Bu durum cezaevlerindeki denetimsizliğin ve keyfiliğin bir göstergesi. Düşünce, ifade ve örgütlenme haklarını kullanan binlerce kişi kapalı cezaevlerindeyken hatta çoğu ters kelepçeyle gözaltına alınmışken bu uygulamalar Özgür Arduç profilindeki bir katilin yanından geçmeyebiliyor.

Yargı Paketinde Çocuk Hakları

Özgür Arduç vakası bile Türkiye’deki suç ve ceza mantığının, yargı sisteminin derinden tartışılması gerektiğini ortaya koyarken yeni yargı paketi, sonuçları vahim uygulamaları gündeme getiriyor. Bunlardan biri de evlilikle sonuçlanmış çocuk istismarlarına af getirilmesi. Meclise sunulmak için hazırlanan yeni yargı paketinde çocuk evliliklerinde verilen cinsel istismar cezalarının affı ile ilgili bir düzenlemenin yer aldığı kamuoyuna yansıdı. Cinsel istismar şikayeti olmaması ve aradaki yaş farkının 15’i geçmemesi durumunda affın söz konusu olabileceği yönünde düzenleme hazırlanıyor. Bu durum iktidarın kadın ve çocuk haklarının gaspındaki ısrarını gösteriyor. Erken yaşta evlilik adı altında cinsel istismar meşrulaştırılmaya ve hukuki koruma altına alınmaya çalışılıyor.

25 Kasım Eylemleri

Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet hız kesmeden devam ederken 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’nde kadınlar şiddete karşı çıkmak için sokaktaydı. Bu sene Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı illerde Mardin, Diyarbakır, Van, Şırnak ve Dersim’de 25 Kasım eylemleri valilik tarafından yasaklandı. İstanbul’da ise eyleme önce izin verilmedi, yapılan görüşmeler sonunda valilik kadınların sınırlı bir alanda yürüyüş yapmasına izin verdi. Eylemin sona ermesinin ardından polis kalan gruplara müdahale etti. Kadınların şiddetsiz dünya talebine polis şiddetiyle yanıt verilmiş oldu.

Ekonomi

Kasım ayı başında önceki aylara ilişkin önemli veriler açıklandı: Büyüme, istihdam, ihracat/ithalat, enflasyon, Moody’s kararı.

Büyüme

Türkiye İstatistik Kurumu 2019 yılı üçüncü çeyreğine ilişkin büyüme rakamlarını açıkladı. Türkiye ekonomisi üçüncü çeyrekte yüzde 0,9 büyüdü. Beklenti yüzde 1 büyümeydi. Gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) 3. çeyrekte, çeyreklik bazda yüzde 0,4 arttı. Ekonomi Uzmanı Gazeteci Emin Çapa, büyüme rakamları hakkında, “Büyüme çığlıkları atanların size asla söylemedikleri gerçek. 2019 yılının ilk 9 ayında Türkiye ekonomisi 54,7 milyar dolar küçüldü. Son bir yılda kişi başına her birimiz 817 dolar fakirleştik. Kişi başı gelir 8 bin 815 dolara indi. Aslında herkes eşit küçülmedi, zengin az, fakir çok küçüldü” ifadelerini kullandı. Bu veriler, anaakım teknik analizlere göre 3. çeyrekte ekonominin girdiği resesyondan çıktığını gösteriyor. Ayrıntılar ise işsizlik, enflasyon gibi çözülmeyi bekleyen sorunların hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Tüketimde daralma son bulsa da yatırımlarda daralma 5 çeyrektir devam ediyor.

Öte yandan açıklanan %0.9 büyüme oranının, geçen senenin üçüncü çeyreğine göre bir oran olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Hatırlanacağı üzere geçen yıl 3. çeyrekte büyüme oranı yüksek değildi (1,8). Tarım ve imalat sanayinde kısmi büyüme görünmekte ama hane halkı ve hizmet sektöründe büyüme gözlenmiyor. İnşaattaki daralma ise devam ediyor (%12 kadar). Kamu elindeki tüm kaynaklarla kamu bankalarını fonladığı ve kredi musluklarının zorlandığı bir dönemde durumun bu şekilde olması kısa vadede “ekonomide toparlanma başladı” söylemini geçersiz kılıyor.

İstihdam

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında takvim etkilerinden arındırılmış istihdam endeksi, 2019 yılı III. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,9 azaldı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 1,5, inşaat sektöründe yüzde 26,4 azaldı, ticaret-hizmet sektörlerinde ise yüzde 0,2 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış istihdam endeksi ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 arttı. Alt sektörler incelendiğinde, endeks; sanayi sektöründe yüzde 0,9 arttı, inşaat sektöründe yüzde 4,0 azaldı ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı.

İthalat/İhracat

Ekonomik krizin etkileri ve talep yetersizliği nedeniyle hızla düşen ithalat, temel üretim ihtiyaçlarına paralel olarak yeniden yükselişe geçti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Dış Ticaret İstatistikleri, Ekim 2019” raporuna göre, ekim ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 0.1 azalarak 15.7 milyar dolar, ithalat yüzde 8 artarak 17.5 milyar dolar oldu. Bunun sonucunda aylık dış ticaret açığı yüzde 263.6 artarak 1.8 milyar dolara yükseldi. Geçen yılın ekim ayında yüzde 96.9’a çıkan ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 89.6’ya geriledi.

Enflasyon

Kasım ayında enflasyon çift haneye ulaşarak yıllık yüzde 10.56 olarak gerçekleşti. Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE), kasım ayında yüzde 0.38 arttı. Eylül ve ekimde tek haneli seyreden yıllık enflasyon yüzde 8.55’ten yüzde 10.56’ya yükseldi. On iki aylık ortalamalara göre yüzde 15,87 artış gerçekleşti. Önceki aydaki düşüşün “baz etkisi”nden olduğu ve Kasım ayından itibaren Enflasyondaki artışın devam edeceği yönündeki öngörüler doğruluk kazandı.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi notu ve not görünümüne ilişkin güncelleme yapılmadığını duyurdu. Moody’s, halihazırda Türkiye’nin kredi notunu “B1”, kredi notu görünümünü ise “negatif” olarak değerlendiriyor. Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu arasında yer alan Fitch Ratings ise, 2 Kasım’da Türkiye’nin “BB-” seviyesindeki kredi notunu teyit ederek, “negatif” olan görünümünü “durağan”a revize etmişti.

VakıfBank olayı

Hükümet bu dönemde kamu imkanlarıyla gelir ve nakit yaratma girişimlerine bir yenisini ekledi. Vakıflar Bankası’nın yüzde 58.5 oranındaki hissesi Hazine ve Maliye Bakanlığı’na devredildi. Bankadan yapılan açıklamada, “Hisselere ilişkin devir işlemleri hakkında pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğü dahil olmak üzere Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri uygulanmayacak” denildi. İsmini vermek istemeyen bir stratejistin, devir sürecinin son dönemde hızlanmasının nedenini ise “Varlık Fonu’na devredilebilir” şeklinde açıklamaları dikkat çekti. Özellikle kamu bankalarının devredilmesiyle Varlık Fonu’nun mümkün olduğu kadar büyütülmeye çalışıldığını aktaran kaynak, “Yurt dışındaki yatırımcıya Varlık Fonu gösterilerek borçlanılacak. 10 milyar dolar borçlanma için VakıfBank gibi hacmi büyük bankaların bünyeye katılması gerek” dedi.[3]

Şirketlerin sorunları devam ediyor

Ekonomideki genel sorunlara paralel olarak, bazı şirketlerde yaşanan sorunların ilgili oldukları sektörlere ilişkin örnek oluşturmaları itibarıyla değerlendirilmeleri gerektiği görülüyor. Daha önce ağırlıklı olarak inşaat ve perakende sektöründeki şirketlerin sorun yaşadığı gözlemlenirken, bu ay bankacılık ve eğitim sektörlerinde de çarpıcı örneklerin yaşandığı görüldü:

  • İtalyan bankası UniCredit, Yapı Kredi’nin yüzde 81.9’una sahip olan Koç Finansal Hizmetler’den çıktı. UniCredit ve Koç Topluluğu, Yapı Kredi ve Koç Finansal Hizmetler’deki payların devirleri ile aralarındaki ortaklık sözleşmesinin feshini kapsayan anlaşmaları imzalanmasıyla birlikte (30 Kasım 2019) Koç Finansal Hizmetler’in tüm hisseleri Koç Topluluğu’na geçti. Bu durumun, Yapı Kredi bankasında fiili bir soruna (tek başına) işaret etmiyor olsa da yabancı bir yatırımcının büyük ve köklü bir banka ortaklığından çıkıyor olması sektöre olan güven konusunda soru işaretleri olduğunun göstergesi olduğunu söyleyebiliriz.
  • Hazır giyim markası Sarar, yüzde 15-20 oranlarında küçülmeye gideceğini açıkladı. Sarar Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar, ’emekliliği gelen işçilerin yerine gençlerin alınması için küçüldüklerini’ belirtti. Cemalettin Sarar imzasıyla işçilere gönderilen yazıda, personel azaltımına gidileceği ve toplu tazminat ödenmeyeceği bildirildi.
  • Doğa Koleji bünyesinde çalışan öğretmenler, üç aydır maaşları ödenmediği için tüm şubelerde derslere girmedi. Veliler de hem öğrencilerin hem öğretmenlerin mağdur olduğunu söyleyerek, yetkililerden çözüm istedi. Doğa Koleji Okulları’nda başlayan kriz okulun satış sürecini tekrar gündeme getirdi. Öğretmenlerin ödenemeyen maaşları, kira ve SGK borçları nedeniyle zor durumda olan okullardaki boykota rağmen satış süreci hızlandırıldı. Doğa Koleji’ni üniversitesi olan bir vakfın satın alma aşamasında olduğu iddia edildi.
  • Türk Hava Yolları, 2019 yılı içerisinde yaşanan B737 Max krizi sonrası sıkıntılar yaşanması üzerine şirket bir süre önce tasarruf tedbirlerini uygulama koymuştu. Ekim ayında alınan karar ile birlikte birçok kalemde tasarruf tedbirlerini uygulamaya başlayan THY’nin, son tasarruf tedbiri ise alkol konusunda oldu. Rakı, cin ve votka menüden kaldırıldı.

Dış Politika

NATO Zirvesi

Londra’da 3-4 Aralık’ta düzenlenen NATO Zirvesi’nde bir Rus saldırısı karşısında Polonya, Litvanya, Latviya ve Estonya’nın savunulması amacıyla hazırlanan askeri plana NATO üyesi 29 ülkeden resmi destek alınmaya çalışıldı. NATO’nun doğuya doğru genişlemesi Soğuk Savaş’ın bitiminden beri sürüyor ve bu Rusya tarafından ciddi bir tehdit olarak algılanıyor. Türkiye ise NATO’nun YPG’yi “terör örgütü” olarak tanımasını ve örgütle mücadelesine daha fazla siyasi destek verilmesini talep etti ve bu gerçekleşmezse söz konusu öneriyi veto edeceği tehditinde bulundu ancak sonunda plana destek verdi. Bu durum aslında Türkiye’nin blöf siyasetinin sınırlarını göstermesi açısından bir örnek oluşturdu. Türkiye her ne kadar Rusya ile yakınlaşsa da Batı’nın çıkarlarına engel olmak gibi bir derdi yok ve asıl derdi Batı’nın SDG’ye verdiği desteği engellemek. Ancak Batı’da SGD’ye ciddi bir sempati ve destek var ve SDG IŞİD’in yenilmesini saplayan bir müttefik olarak görülüyor. SDG ise hala Batının dengelerine göre hareket ediyor, hemen Rusya’nın etki alanına girmiyor.

Türkiye-Libya Anlaşması

İsrail, Mısır ve AB’nin Doğu Akdeniz’de Kıbrıs çevresinde doğalgaz arama çalışmaları sürerken Türkiye, bu alanlarda arama faaliyetlerinden dışlanmasına karşı bir hamle yaptı ve halen iç savaşın sürdüğü Libya’da BM destekli Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırası imzaladı. Muhtıra doğrultusunda münhasır ekonomik bölge (MEB) anlaşması imzalanması durumunda Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanının batı sınırları belirlenecek. Bu anlaşma ile Türkiye’nin hak iddia ettiği bölge Akdeniz’in ortasına kadar uzanıyor ve Doğu Akdeniz havzasından Yunanistan’a ve dolayısyla AB’ye geçmesi planlanan boru hattını kesiyor. Buna tepki olarak Yunanistan Libya büyükelçisini sınır dışı etti, ancak muhtemelen göçmenlere kapıları açma şantajından dolayı Türkiye’ye yönelik bir hamlede bulunmayı göze alamadı.

Tel Rifat Katliamı

Halep’in kuzeyinde, Rusya destekli Suriye hükümeti güçleri ile YPG’nin ortak kontrolünde bulunan Tel Rıfat kenti 2 Aralık günü 14.00 sularında TSK kontrolündeki bölgelerden gelen topçu atışıyla vuruldu. Saldırı sonrası 8’i çocuk en az 9 sivil yaşamını yitirdi, onlarcası da yaralandı. Böylece harekat bölgesinde Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu tarafından yapılan etnik temizlik ve katliamların yanında sivillere karşı işlenen suçlarda Türkiye’nin de hanesine bir katliam daha eklenmiş oldu. The Independent gazetesinde muhabir Richard Hall tarafından kaleme alınan bir yazıda Türkiye’nin Suriye’de Kurduğu Güvenli Bölgede Etnik Temizlik yaptığını ve Türkiye’nin Kuzey Suriye’yi işgalinin çoğu kişinin kalıcı hale gelmesinden korktuğu demografik bir değişime neden olduğunu bildirdi. [4]

[1] https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2019/12/02/demirtasin-avukati-ve-kardesi-bilinc-kaybi-yasadi-sevk-edilmedi/

[2] https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/son-dakika-ceren-ozdemirin-katili-ozgur-arducun-kan-donduran-ifadesi-5493528/

[3] https://www.independentturkish.com/node/99781/ekonomi̇/vakıfbank’ın-kamudan-kamuya-geçmesi-ne-anlama-geliyor

[4] http://www.art-izan.org/toplum-siyaset/guncel-toplum-siyaset/geldiklerinde-sizi-oldurecekler-turkiyenin-suriyede-kurdugu-guvenli-bolgede-etnik-temizlik-simdiden-bir-gerceklik/