Harun İzer

Kültür-Sanat Komisyonu’ndaki genç kuşak üyelerin yürüttüğü “21. Yüzyılda Festivaller: Festival Ekonomileri ve Türkiye’deki Güncel Festivaller” başlıklı çalışma kapsamında sahne sanatları alanında festival düzenleyen bazı bağımsız sanatçılar, vakıflar ve üniversite grupları ile dört soruluk mini söyleşiler düzenlendi. Bu söyleşilerden biri, İstanbul Caz Festivali üzerine Harun İzer’le gerçekleştirildi.

 

Düzenlediğiniz festivalin misyonunu nasıl açıklarsınız?

İstanbul Caz Festivali, en geniş anlamda vakfımız İKSV’nin misyonu çerçevesinde gerçekleşen bir etkinlik. Bu açıdan dünyadaki kültür ve sanat üretiminin seçkin örneklerini, yeni girişimleri ve değişik akımları İstanbul’daki sanatseverlerle buluşturmak, Türkiye’nin kültürel zenginliğini dünyaya tanıtmak ve İstanbul’u uluslararası kültür-sanat platformunun önemli merkezlerinden biri haline getirmek temeldeki amaçlarımız arasında. Kendi dinamikleri içerisinde bakarsak da, İstanbul Caz Festivali cazın en önemli ve büyük isimlerinin yanı sıra güncel popüler müziğin ilginç ve yenilikçi örneklerine yer veren, seyircisine güncel müziğin en yeni ve güçlü isimleri ile buluşma imkanı sağlayan bir festival. Kitlesel etkinliklerinin yanı sıra farklı ülke ve coğrafyalardan caz ve cazın ilişkili olduğu farklı müzik türlerine de yer vermek ve bu açıdan bir kültürel çeşitlilik yakalamak yine amaçlarımız arasında. Tabii bunu yaparken Türkiye’den caz ve güncel müzik alanında yeni ve başarılı isimlere de alan açmayı önemsiyoruz.

 

Hermanos Gutierrez Konserinden Bir Kare
Fotoğraf: Salih Üstündağ

 

2025 senesinin temasını, içeriğini belirlerken neleri dikkate aldınız? Davet edeceğiniz oyun/gösteri/sanatçıları belirlerken sizin için hangi kriterler ön plandaydı?

Belirttiğim gibi İstanbul Caz Festivali, caz ve farklı türlerde güncel projelere yer veren bir festival. Dolayısıyla programımız da dönemin ruhuna, her yılın yeni turne ve projelerine göre farklı bir şekilde biçimlenebiliyor. Tabii ki tematik olarak devam eden etkinliklerimiz var, caz alanının yanı sıra rock veya dünya müziğinin farklı alanlarından başarılı en az birer isme festivalde yer vermek hep amaçlarımız arasında oluyor. Bu amaçla her yıl devam eden seriler de düzenliyoruz, mesela geçen yıl yaptığımız “Brezilya Gecesi” konsepti, 2026 programımızda da devam ediyor. Diğer taraftan festivalin Parklarda Caz, Caz Vapuru gibi devamlılık gösteren, bu festivale özel bölümleri de var ve bunların da tabii kendi içinde programlama ve içerik mantıkları oluyor. Mesela parklarda yaptığımız ücretsiz konserlerimizde her yaştan ve ilgiden katılım olduğu için üflemelilerin baskın olduğu daha hareketli, funk tarzı grupları tercih ediyoruz.

 

 

Parklarda Caz 2025 – Beylikdüzü
Fotoğraf: Onur Çağlar Çakın

 

Bu festival ile ulaşmak istediğiniz kitle kim? Ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz? Festivali takip eden kitlenin içeriğe ve festivalin genel organizasyonuna tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Düzenlediğiniz festivalin gördüğü ilgiyi nasıl değerlendirirsiniz?

Festivalimizin seyircisi genç-orta yaş grubunda diyebilirim, 35-40 yaş arası, kadınların ufak bir farkla daha önde olduğu, eğitim ve gelir seviyesi ortalama yüksek bir kitleye hitap ediyoruz. Tam bir şehir festivali kitlesi olduğunu söyleyebilirim bunun da. Tabii ki festivali farklı kitlelere de ulaştırmak için erişilebilir kapsayıcı etkinlikler de yapmaktayız, bu da bizim hedef kitlemizi geliştiren, büyüten bir unsur oluyor. Çocuklara yönelik etkinliklerin yanı sıra bahsettiğim gibi ücretsiz, herkese açık etkinlikleri de ihmal etmiyoruz. Şunu da söylemek lazım, İstanbul Caz Festivali’nin seyircisinden çok büyük bir ilgi gördüğünü ve şehirde her yıl heyecanla beklenen etkinlikler arasında olduğunu gözlemliyoruz, bu da bizi tabii ki çok mutlu ediyor.

Ekonomik alt yapınızı nasıl sağlıyorsunuz? Ekonomik olarak karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Türkiye’de kültür ve sanata kaynak bulmak, finansman problemi, her zaman çok kritik ve zorlayıcı bir başlık. Bu konu özellikle uluslararası iş yapan festivallerde daha da önem kazanıyor çünkü bu durumda yereldeki ekonomik problemlerin yanı sıra küresel ekonomik şartları da dikkate almanız, tüm hesaplarınızı buna göre yapmanız gerekiyor. İstanbul Caz Festivali ve İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın bu konudaki en ciddi avantajı, hem seyircisi hem de destekçileri ile uzun yıllardır güvene dayalı sağlıklı bir ilişki kurabilmiş olmasında yatıyor. Seyircilerimizin ilgi ve beğenisinden zaten bahsetmiş oldum. Bu açıdan festivalimizin sponsorlarının da destekleri gerçekten çok değerli. Festival sponsorumuz Garanti BBVA ile işbirliğimiz 28 yıldır devam ediyor, bu gerçek bir sürdürülebilirlik örneği diyebilirim. Aynı şekilde T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı da festivalimize uzun yıllardır çok değerli katkılarda bulunuyor. Festivalin çok sayıda kurumsal gösteri sponsoru ve destekçisi var, bunların hepsi ile beraber böyle güçlü ve başarılı festivaller yapmamız mümkün oluyor.