Kültür-Sanat Komisyonu’ndaki genç kuşak üyelerin yürüttüğü “21. Yüzyılda Festivaller: Festival Ekonomileri ve Türkiye’deki Güncel Festivaller” başlıklı çalışma kapsamında; sahne sanatları alanında festival düzenleyen bazı bağımsız sanatçılar, vakıflar ve üniversite grupları ile dört soruluk mini söyleşiler yapıldı. Bu söyleşilerden biri ODTÜ Oyuncuları ile ODTÜ Tiyatro Şenliği üzerine oldu.

 

Düzenlediğiniz festivalin misyonunu nasıl açıklarsınız?

ODTÜ Tiyatro Şenliği, kırk üç senedir misafir ettiği ekiplerle ve seyircisiyle var olan bir oluşumdur. İlk olarak 1960 yılında düzenlenen şenlik, topluluğun 1980-1982 arasında kapatılmasıyla verdiği iki yıllık aranın ardından, 1989 yılına kadar ağırladığı amatör ve yerel tiyatro topluluklarıyla birlikte “Amatör Tiyatrolar Şenliği” olarak adlandırılmıştır. Şenlik ’89’dan itibaren ise Türkiye Üniversite Tiyatroları Şenliği olarak anılmaya başlanmıştır.

 

 

ODTÜ Tiyatro Şenliği’nde Türkiye’deki birçok amatör ve profesyonel tiyatro ekibini ağırlıyoruz. ODTÜ Oyuncuları’nın oyunuyla açılan şenlik, on gün boyunca bu toplulukların oyunlarıyla, oyun sonrası fuayelerde yapılan söyleşilerle ve atölyelerle devam eder. Şenlik yalnızca ODTÜ Oyuncuları’na ait bir organizasyon olmaktan ziyade; seyircilerle, oyunlarını sergileyen topluluklarla, söyleşiye gelen hocalarımızla birlikte ortaya çıkan kolektif bir üründür.

Misyonları ödenek sahipleri tarafından belirlenen ödenekli tiyatrolar veya mevcut sanat politikaları sebebiyle ayakta kalmakta zorlanan, dolayısıyla seyirci toplama kaygısı yaşayan özel tiyatrolar nedeniyle günümüz tiyatro ortamının koşulları hakkında kaygı duyan tüm tiyatro dostları için ODTÜ Tiyatro Şenliği’ni; özgürce düşündüğümüz, tartıştığımız, araştırdığımız, ürettiğimiz ve dayanıştığımız bir paylaşım alanı örüyoruz. Oyunlarını sergileyecek alan bulmakta zorlanan veya alanı daraltılmaya çalışılan tiyatro emekçileri ile sahnemizi paylaştığımız ve dayanıştığımız, özgür ve yaratıcı bir atmosfer kurmaya çalışıyoruz.

2025 senesinin temasını, içeriğini belirlerken neleri dikkate aldınız? Davet edeceğiniz oyun/gösteri/sanatçıları belirlerken sizin için hangi kriterler ön plandaydı?

Her sene odaklanacağımız konuları ve şenliğe yaklaşımımızı belirlerken hem ülkede hem dünyada olup bitenlere bakıyor, bu olup bitenlerin neresinde olduğumuzu, bunlarla nasıl bir ilişki kurduğumuzu ve nasıl bir tepki vermemiz gerektiğini tartışıyoruz. Son yıllarda temel haklarımıza karşı saldırıların her geçen gün artması, buna karşı verilen tepkilerin önemli bir kısmının üniversitelerden gelmesi sebebiyle üniversiteler üzerindeki baskıların da yoğunlaştığını gözlemliyoruz. Artık bir üniversite topluluğu olarak var olmak ve tiyatro yapmak ciddi bir mücadele gerektiriyor. Bu sebeple şenliğin halihazırda önemli bir parçası olan “dayanışma”nın üzerine daha çok eğildik. Davet edeceğimiz toplulukları belirlerken daha fazla üniversite tiyatro topluluğuna yer vermeye çalıştık; bu vesileyle üniversiteler arası dayanışma ortamını güçlendirmeyi amaçladık.

Bu festival ile ulaşmak istediğiniz kitle kimlerden oluşuyor? Ulaşabildiğinizi düşünüyor musunuz? Festivali takip eden kitlenin içeriğe ve festivalin genel organizasyonuna yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz? Düzenlediğiniz festivalin gördüğü ilgiyi nasıl değerlendirirsiniz?

Aslında orada olmak isteyen herkesle şenlikte buluşmak isteriz. Oyun sonrası fuayeler ve amfi çimlerindeki söyleşilerle özgür bir tartışma ortamı yaratarak birçok farklı fikrin var olduğu ve bunların -ayrıştırıcı söylemler hariç- özgürce dile getirilebildiği bir ortam yaratmaya çalışıyoruz.

Ulaşılabilirlik bizim de üzerinde durduğumuz bir mesele. Şenliği ve tiyatroyu daha ulaşılabilir kılmak için şenlikteki tüm oyunlar ücretsiz oynanıyor. Böylece oyunlar meta haline gelmemiş, oyun için verilen emeğe bir paha biçilmemiş oluyor. Umuyoruz, bu sayede daha fazla insana ulaşabiliyoruzdur.

Şenliğe gösterilen ilginin, özgür bir tiyatro ortamına duyulan ihtiyaç ve istek ile doğrudan bağlantılı olduğunu düşünüyoruz. İlginin artması bir yandan şenliği daha büyük bir istekle sürdürmemizi sağlıyor, bir yandan da bu gibi buluşma ve dayanışma ortamlarının sayısının eksikliğini, böyle alanların çok daha fazla yerde ve sayıda olması gerektiğini bize gösteriyor.

Ekonomik altyapınızı nasıl sağlıyorsunuz? Ekonomik olarak karşılaştığınız zorluklar nelerdir?

Ülkedeki ekonomik sıkıntıların olumsuz sonuçlarını tiyatro toplulukları ve öğrenciler doğrudan deneyimliyor. Son iki senedir bir bütçe almadan üretmek durumunda kalıyoruz.

“Tasarruf tedbirleri” adı altında topluluklara verilen bütçelerin neredeyse sıfırlandığı bir süreçteyiz. Bunu yalnızca biz yaşamıyoruz. Birçok tiyatro topluluğunun üniversite yönetiminden ekonomik destek alamadığı için turneye gidemediğini biliyoruz. Birçok topluluk bu sebeple şenliğe başvuramıyor. Katılacak toplulukların üniversite yönetimlerinin otobüs ayarlamaması yüzünden şenliğe gelememesine birçok kez tanık olduk. Turne bizim de ekonomik olarak en çok zorlandığımız konu.

Dekor, kostüm, ışık, makyaj ve bir oyun çıkarabilmek için gerekli olan daha birçok harcamayı düşünecek olursak, okul desteği olmadan bir oyun çıkarmanın ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bundan yedi yıl öncesine kadar kampüsteki ahşap ve demir atölyelerinden dekorlarımız için destek alabiliyorduk. Okulumuzdaki son düzenlemeler, öğrenci topluluklarının bu atölyelerden yardım almasını sınırladı. Bu sebeple kostümlerimizi, dekorlarımızı, aksesuarlarımızı topluluğun daha önce kullandığı malzemeleri dönüştürerek, yine kendimiz yapmaya çalışıyoruz. Son zamanlarda, ekstra ihtiyaçlar için eski topluluk üyelerimizden yardım almaya başladık.

Ekonomik zorluk, şenlik süresince diğer ekiplerin konaklamasını da olumsuz etkiliyor. Okulun konaklama imkanları ve bütçe yetersizliği sebebiyle gelen ekipleri kendi imkanlarımızla, öğrenci evlerinde ağırlıyoruz. Konaklamanın öğrenci evlerinde olması tanışıklığı artırsa da bu organizasyon, o sene topluluğumuzdaki üyelerin öğrenci evinde kalma oranına bağlı olarak değişim gösteriyor. Bu durum, şenlik organizasyonunu zora sokuyor.