Noam Chomsky, Artizan komisyonlarının çalışmalarında temel referans teşkil eden yazarlardan biri. Bgst Yayınları tarafından teklif edilen aşağıdaki değerlendirmeyi, üzerinde durduğumuz “iptal kültürü” tartışmalarıyla alakalı olduğu için sitemizde yayımlamayı uygun görüyoruz.

 

2019 yılında ABD’de kapatıldığı cezaevindeki intiharı şüpheli bulunan, hüküm giymiş çocuk istismarcısı, seri tecavüzcü ve insan kaçakçısı milyarder Jeffrey Epstein’e ait olduğu iddia edilen belgelerin ikinci partisi 30 Ocak’ta ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlandı. Epstein, aralarında Donald Trump ve Bill Clinton gibi isimlerin yer aldığı üst düzey siyaset dünyası, Bill Gates ve Elon Musk gibi isimlerin yer aldığı büyük iş dünyası ve Avrupa kraliyet ailelerinin üyelerini de içeren süper ayrıcalıklı çevrelerle kurduğu yakın ilişkilerle biliniyor. Noam Chomsky’nin “İnsanlığın Efendileri” olarak adlandırdığı, sıklıkla “iğrenç” ve benzeri sıfatlarla betimlediği küresel sömürü sınıfının çeşitli üyeleri Epstein belgelerinde bir araya geliyor. Bu gibi isimlerin Epstein’in hüküm giymiş olduğu suçlara iştirakiyle ilgili bir soruşturma henüz yürütülmüyor.

Oldukça şaşırtıcı bir şekilde, bu belgelerin içinde Noam Chomsky ve aile fertlerinin de isimleri geçiyor. Aralık’ta yayımlanan birinci parti belgelerde Chomsky’yi Epstein’le ilişkilendiren kayıtlar üzerine önemli gördüğümüz bir değerlendirmenin Türkçe çevirisi, Artizan sitesinde yayımlanmıştı. İkinci parti belgeler ise Chomsky’yi takip eden kamuoyunun onunla ilgili yaşadığı şaşkınlık ve hayal kırıklığını daha da artırmış görünüyor. Bu gelişmeler üzerine yayınevi olarak, geçtiğimiz 20 yıl içerisinde 15 kitabını yayımladığımız, üç kitabımızda katkılarına yer verdiğimiz ve bir kitabı da yayın programımızda bulunan Noam Chomsky’nin etrafında yapılan değerlendirmeler üzerine  bir açıklama yapmayı gerekli gördük.

Yirminci yüzyılın en etkili entelektüellerinden biri olarak kabul edilen, dilbilim alanındaki çığır açıcı çalışmalarıyla birlikte ABD dış politikası, küresel emperyalizm, şirket kapitalizmi, medya ve iktidar yapıları üzerine yaptığı çalışmalarla özgürlükçü sol gelenek ve muhalif hareketler üzerinde derin etkiler bırakan Noam Chomsky bugün 98 yaşında. Haziran 2023’te geçirdiği felç rahatsızlığından beri dış dünya ile tüm iletişim kanalları kapanmış vaziyette. Chomsky’nin neredeyse bir yüzyıla yayılan üretken yaşamını bir çırpıda özetlemek hiç kolay değil. Dilbilim odaklı araştırmalarını 60 küsur yıl Massachusetts Institute of Technology’de (MIT) yürüttü ve ismi bu kurumla özdeşleşti. Felsefe, insan doğası, dilbilim ve çeşitli toplumsal-politik meseleler üzerine 150’nin üzerinde kitap yazdı, belki her gün yeni bir makaleye imza attı, dünyanın hemen her yerinde sayısız konferans ve söyleşiler verdi. Tüm bunları yaparken, her gün kendisine ulaşan, önem derecesi değişken onlarca mektuba, yüzlerce e-postaya herhangi bir filtre uygulamadan cevap vermeyi ihmal etmedi.

Beşeri yaşamın her alanına nüfuz eden görüşleriyle Chomsky, iktidar yapılarından bağımsız bir otorite geliştiren kamusal entelektüel geleneğinin belki de son temsilcilerinden biridir. 19. yüzyıl klasik liberalizminden sosyalizme ve anarko-sendikalizme bağlanan özgürlükçü sol geleneğin 21. yüzyıla ulaşan bir elçisidir.

Kooperatif anlayışıyla işleyen Bgst Yayınları, gösteri sanatlarını besleyen temel araştırmalar ve gösteri sanatlarının önemli yazılı çıktılarıyla birlikte, toplumsal aydınlanma ve özgürlükçü düşünceye hizmet eden temel eserleri yayınlama misyonu edinmiştir. Bgst Yayınları açısından Chomsky’yi 15 kitabına yer verecek kadar değerli kılan nedenleri özetlemekte yarar görüyoruz. Chomsky sadece hakikati değil, aynı zamanda iyi olanı da on yıllar boyunca tutarlılıkla savunan, toplumsal aydınlanmaya değer veren iyi bir öğretmen, kamusal ahlaki duruşundan taviz vermeyen bir aydındır. Chomsky’nin eserlerini okuyan çevreler onun çalışmalarını pek çok bakımdan değerli bulmuşlardır. Dilbilim alanına katkıları bir tarafa, bilim tarihi ve felsefesi, hümanist pedagojik yaklaşım, bilimsel düşünce ve bilim pratiği üzerine pek çok bilgi Chomsky’den öğrenilebilmektedir. 19. yüzyıldan günümüze kadar kapitalist kurumların gelişimi, buna paralel olarak toplumsal mücadelelerin temel uğrak noktaları yine Chomsky aracılığıyla öğrenilip tartışılabilmektedir. Bu tartışmalar kimi zaman yüzyıllar öncesinden, kimi zaman günümüzün mikro tarihinden, güncel politik gelişmelerden zengin olgularla çeşitlenebilmektedir. Fakat mesele sadece bilimsel bilgi ve tarihsel hakikatle sınırlı değildir.

Chomsky’yi kamusal entelektüel geleneğin içine dahil eden faktörlerden biri, onun bilgiyi paylaşmak ve ezilenlerle dayanışmak hususunda gösterdiği hassasiyettir. Chomsky’nin toplumsal aktivizmini ABD’de Vietnam Savaşı’na karşı mücadeleyle başlatmak doğru olabilir. Fakat orada durmamış, yaşamı boyunca kıyımların ve yoğun insan hakları ihlallerinin yaşandığı Latin Amerika’dan Ortadoğu’ya ve Güneydoğu Asya’ya kadar pek çok ülkede konferanslar vermiş, toplumsal hareketlerle buluşmuş ve yerel aktivistlerle dayanışma göstermiştir. Tüm bu ziyaretleri esnasında küresel emperyalizmin ve kurumlarının uluslararası hukuku ve insani değerleri yok sayarak ezilen halklar üzerinde yarattığı kıyımı gözler önüne sermiş, dünya kamuoyunun dikkatini bu olgulara çekmeye çalışmıştır. Başta kendi ülkesi ABD olmak üzere, bu kıyımlara neden olan ülkelerin halklarını sorumluluğa davet etmiştir. Bu aydın tavrının fikri temellerini eserlerinde görmek hiç zor değildir. Chomsky’nin yazı ve söyleşilerinde ısrarla ele aldığı bir mesele, sistemin kurumlarına bağımlı, sisteme sadakati içselleştirmiş olan aydınların tutumudur. Chomsky bunu hep gayrı ahlaki görmüş ve toplumsal adaletin inşasında bağımsız aydın sorumluluğuna dikkat çekmiştir.

Yaşamı boyunca ezilenlere kamusal alanda ses vermeye çalışan Chomsky bugün Epstein dosyasının ortaya saçtığı belgelerden hareketle, hakkında yapılan değerlendirmelere karşı ses verebilecek durumda değil. Pek çoğu ailevi ve mahrem nitelikteki belgeler, Chomsky’nin Epstein’in hüküm giydiği suçlara dahli olabileceğine veya suçluyu korumaya dönük aktif bir tutum aldığına dair hiçbir kanıt sunmuyor. Bugüne kadar paylaşılanlar dikkate alındığında, Chomsky’nin herhangi bir suçla yargılanamayacağı son derece açık. Bu paylaşımların kişilik haklarına saldırı olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Öte yandan belgeler, yaşamını iktidar yapılarının işleyişini anlatmaya, iktidar seçkinlerinin gayri ahlaki tutumunu deşifre etmeye adamış olan Chomsky’nin, Epstein gibi iğrenç suçlara bulaşmış yoz bir milyarderle temas geliştirdiğine işaret ediyor. Bu temasın aydın tutarlılığı bakımından etik olarak sorgulanması son derece normal olmakla birlikte, Chomsky’ye dönük eleştiriler onun tüm entelektüel mirasını hedef alabiliyor. Etik tartışmanın çok ötesine varan bu yaklaşım, yargısız infaz, itibar suikasti veya Chomsky’nin karşı olduğu ‘iptal kültürünün’ bir yansıması olarak değerlendirilebilir. Chomsky’nin itibarsızlaştırılması, eminiz ki, onun aydın tavrından zaten hoşlanmayan müesses nizamın seçkinlerini çok mutlu ediyordur. Fakat kendisini çok geniş bir yelpazede ifade eden muhalifler ve sistem karşıtları, etik bir sorgulamaya girseler dahi, Chomsky’nin ‘iptal edilmesinden’ nasıl bir yarar umabilirler?

Kendi değer ve fikir dünyasını, politik görüşünü Chomsky ile ilişkilendirebilen çok geniş bir muhalif kesime, kırgın, öfkeli, duygusal paylaşımların çoğaldığı bugünlerde farklı görevler düşüyor. Etik tartışmalar yürütebiliriz, fakat kendimizi yargıç yerine koyup, istediğimiz cezayı kendimiz kesemeyiz. Chomsky-Epstein yazışmalarından duygusal olarak sarsılan kesimler, konuyu daha iyi anlamak, mahrem yazışmaları insani bir anlatıya oturtmak, olası sahte belgelerle hakiki olanları birbirinden ayrıştırmak üzere daha titiz bir araştırmaya koyulabilirler.

Chomsky’ye eserleri ve entelektüel mirasıyla değer vermeye devam edeceğiz. Yaşamı boyunca ders verdiği sınıfların, konuştuğu konferans salonlarının, eserlerinin okunduğu kitaplıkların ötesine geçip tüm dünyada sayısız insanın yaşamına değmiş -ve yaşayan- bir aydının tüm zaaflarıyla birlikte bir insan olarak da değerlendirilmesi çok olağan. Bu değerlendirmeyi hakkaniyetli yapabilmek için Epstein belgelerinin ima ettiği gerçekliği daha soğukkanlı ele almalıyız.

*Görsel, Andrew Rusk