1 Nisan 2021 tarihinden itibaren medyada “Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu (CİTÖK) fiilen kapatılıyor mu?” başlığıyla haberlere konu olan CİTÖK’e ilişkin gelişmeleri “BÜ’de Neler Oluyor?” yazı dizisi içerisinde sizlerle paylaşıyoruz. Son dönemde yaşanan gelişmelerden bahsetmeden önce komisyonun tarihçesine ve işlevine dair bilgi vererek başlayalım.

Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu ve CİTÖK Ofisi Nedir, Ne Yapar?

Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu, kısaca CİTÖK, 2012 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde, feminist öğrencilerin ve akademisyenlerin 2006’dan beri kampüste cinsel tacizle mücadele alanında sürdürdükleri çalışmaların bir sonucu olarak kuruldu. Komisyon bünyesinde, CİTÖK ofis koordinatörü, fakülte ve enstitülerden akademisyenler, idari personeller, Öğrenci İşleri Dekanı, psikolog, psikiyatr ve Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü’nden (BÜKAK) ve Öğrenci Temsilciliği Kurulu’ndan öğrenciler yer alıyordu.

2016 yılında, dönemin rektörü Gülay Barbarosoğlu’nun da yönlendirmesiyle Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme, Eğitim ve Destek Koordinatörlüğü (CİTÖK Ofisi) kuruldu. CİTÖK Ofisi, tacize maruz bırakılan kişilerin danışmanlık alabileceği, bu alanda uzman olan bir çalışana ve fiziksel bir mekânın varlığına olan ihtiyaç neticesinde ortaya çıktı. Böylece, 2016 yılında komisyonla koordineli bir şekilde çalışacak bir ofis koordinatörü işe başladı. Bu pozisyonda 2016 yılından beri Cemre Baytok çalışıyordu. Ofis koordinatörünün, üniversitedeki başka bir alanda titri olmayan, yani kendisine gelecek başvurulardaki kişilerle çıkar çatışması barındırmayan bir pozisyonda olması danışanlara güven vermesi açısından önemliydi. Okulun yetkilerini aşan bir başvuru geldiğinde, başvuruyu yapan kişiyi doğru yapı veya kişilere (alanında uzman ilgili kurumlar, Emniyet, avukatlar vb.) yönlendirebilen, gerekli iletişim kanallarına sahip, toplumsal cinsiyet alanında uzman bir koordinatörün olması ofise gelen başvuruları ve bu yapıya olan güveni artıran faktörlerdi.[1]Gizlilik ilkesinin korunmasını önceleyen bir perspektife sahip olunduğu için, koordinatörüne gelen başvurular gerekli durumlar haricinde komisyona taşınmamakta, taşındığı takdirde de başvuran kişinin ve failin kimlikleri gizli tutulmaktaydı. Bunun sebebi, örneğin bir öğrenci ofise başvurduğunda, komisyonda yer alan akademisyen veya çalışanların başvuruyu yapan kişiye veya faile yönelik tavırlarında bir değişiklik olmasının önüne geçmekti.

CİTÖK’ün amacı, Çalışma Yönergesi’nde şöyle belirtilir: “Cinsel tacizin önlenmesi amacıyla üniversite bileşenlerine yönelik eğitim programları tasarlamak ve uygulanmasını sağlamak, Üniversitenin cinsel tacize karşı politikalar ve uygulamalar oluşturmasına için yönetime öneriler sunmak, cinsel taciz vb. fiillere maruz bırakılan kişilerin ihtiyaçlarının değerlendirilmesi ve gerekli güvenlik, tıbbi, psikolojik, psikososyal ve hukuki konularda bilgilendirme yapmak için gizlilik ilkesi çerçevesinde hareket planı oluşturmaktır.” CİTÖK’ün temel iki faaliyetinin kampüste cinsel tacize dair önleme/farkındalık çalışmaları yürütmek ve cinsel tacize maruz bırakılan kişilere doğru yönlendirmelerde bulunmak olduğu söylenebilir. CİTÖK’ün Türkiye’deki diğer üniversitelerdeki cinsel tacizi önleme birimlerinden farklı olarak bağımsız bir ofis çalışanının olması ve komisyonda öğrenci temsiliyetine yer vermesi, bu yapının işlerliği ve üniversite kamuoyu tarafından bilinmesinde önemli bir yer tutuyor.

Melih Bulu’nun Atanmasının Ardından CİTÖK’e Ne Oldu?

1 Ocak 2021 tarihinde Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne Rektör olarak atanmasının ardından gerçekleşen olaylar, yakın dönemde CİTÖK’ü de etkiledi. 1 Nisan 2021 tarihinde Ofis Koordinatörü’ne gelen yazı ile kendisinin ücretsiz izne çıkarıldığı öğrenildi. Bu süreçte ücretsiz izne çıkarılan tek çalışan değildi. Boğaziçi Üniversitesi Vakfı’nın (BÜVAK) iştiraki olan BÜTEK’in (Boğaziçi Eğitim Turizm Teknopark Uygulama ve Dan. Hizm. San. Tic. A.Ş.) iflas etmesiyle, maaşları bu yapı tarafından ödenen okul çalışanlarının maaşları ödenemediğinden ücretsiz izne çıkarıldıkları belirtildi. Pandemi sebebiyle işten çıkarmalar yasaklandığı için bu süreçte işverenler çalışanlarını ücretsiz izne çıkarmayı tercih etti. 9 Nisan 2021 tarihinde, CİTÖK’e başvuru ve danışma, yüz yüze veya online görüşme için randevu alma aracı olan citok@boun.edu.tr adresinin, Öğrenci İşleri Dekanı/Rektör Yardımcısı Fazıl Önder Sönmez’in sekreterine devredildiği bilgisi koordinatöre bildirildi. 23 Mart 2021 tarihinde, Fazıl Önder Sönmez, Melih Bulu tarafından Öğrenci İşleri Dekanı olarak atanmış ve bu titri sebebiyle CİTÖK asli üyesi olmuştu. Henüz sözleşmesi bile feshedilmemiş olan koordinatörün maillere cevap verdiği ve onun dışında başka kimsenin -komisyon üyeleri dahil- erişimi olmayan bu adresin bu şekilde başka bir kişiye devredilmesi, CİTÖK yapısına yapılan bir darbe olarak değerlendirildi ve üniversite bileşenleri tarafından büyük bir tepki gördü. Mail adresinin devri, hem Ofis Koordinatörü’nün kişisel hesabından hem de CİTÖK resmî hesapları tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Mail adresinin devredilmesiyle, 2013’ten beri bu adrese ilettiği maillerde maruz bırakıldığı cinsel taciz deneyimini anlatan insanlara taahhüt edilen gizlilik ihlal edilmiş oldu. Aynı zamanda, artık bu adrese gelen maillerin alanında uzman olmayan birine iletilmesi, mail atmanın güvenli olmadığı ve başvuran kişilerin doğru yönlendirilemeyeceği anlamına geliyordu. Bu mail adresinin komisyonda bulunan, bu alanda çalışmalar yürüten diğer kişilere değil de Rektör Yardımcısı’nın sekreterine devredilmesi de bu hamlenin yalnızca Ofis Koordinatörü’nün ücretsiz izne çıkarılmasının ötesinde bir anlam taşıdığı izlenimini uyandırdı. 400’e yakın kişinin kişisel bilgilerinin saklandığı bu mail adresinin, gönderen kişilerin beyanı alınmadan üçüncü kişilerle paylaşılması da KVKK uyarınca hukuki sorunlar da teşkil ediyordu.

Ofis Koordinatörü’nün ücretsiz izne çıkarılması ve mail adresinin üçüncü kişilerle paylaşılması gündemine ilişkin tepkilerden biri de BÜKAK’ın yapmış olduğu dilekçe kampanyasıydı. CİTÖK Ofisi’nin ve Ofis Koordinatörü’nün aktif olarak varlığını sürdürmesinin elzem olduğunu vurgulayan ve bu alanda okul yönetiminin aldığı kararların kabul edilemez olduğunu belirten bu dilekçe, çoğu öğrenci olmak üzere yaklaşık 300 kişi tarafından imzalanıp Rektörlüğe verildi. Benzer bir dilekçe üniversite kulüpleri tarafından da kaleme alınarak Öğrenci İşleri Dekanlığı’na teslim edildi. Bu dilekçede de CİTÖK Ofisi’nin ve gizlilik ilkesiyle çalışma prensibinin öğrenciler açısından önemine vurgu yapılıyor; kulüpler ve CİTÖK Ofis işbirliğiyle yapılan çalışmalar aktarılıyordu. Verilen tepkilere karşın okul yönetimi tarafından bu konuya dair herhangi bir açıklama yapılmadı. Mail adresine erişimin Ofis Koordinatörü’nden alınıp Fazıl Önder Sönmez’in sekreterine verildiği bilgisi de yine okul yönetimi tarafından kamuoyuyla paylaşılmadı. CİTÖK ile alakalı yaşanan bu önemli gelişmeler süresinde, Fazıl Önder Sönmez’in CİTÖK üyelerini bir toplantıya davet ettiği ve resmî bir toplantının gerçekleştiği bilinse de toplantının içeriğine ilişkin herhangi bir bilgi henüz paylaşılmadı.

Toplumsal cinsiyet alanında uzman ve bu alanda içerikler üreten birinin okulda eğitimler vermesi, cinsel şiddete maruz bırakılan kişilere doğru yönlendirmelerde bulunması, bu kişinin düzenli olarak ofiste çalışması ve kurumun Türkiye’deki diğer üniversitelerde olmayan, örnek teşkil eden bu yapısı önemli bir feminist kazanıma işaret ediyor. Daha önce Boğaziçi Üniversitesi’nde bütçe sorunu sebebiyle yaşanan ücretsiz izne çıkarılma durumlarında, üniversite vakfı veya dışarıdan bulunan bağışlarla bu kişilerin işlerine devam ettiği veya o pozisyonların eşdeğer çalışanlar ile doldurulduğu biliniyor. Ofis koordinatörü için böyle bir durum söz konusu olmadığı gibi bu süreçte BÜTEK’in iflasıyla gerçekleştirilen izne çıkarılmalarda da Cemre Baytok hariç diğer çalışanlar için Kısa Çalışma Ödeneği’ne başvurulduğu söyleniyor. Dolayısıyla CİTÖK özelinde yaşanan gelişmeler, BÜTEK’in iflasının ötesinde, “CİTÖK Ofis Koordinatörlüğü veya Koordinatörü’ne yönelik kasti bir hamle mi?” sorusunu akıllara getiriyor.

Yaşanan bu gelişmelerin Türkiye gündeminden bağımsız yorumlanamayacağı da aşikar. Türkiye’de özellikle son yıllarda kadın haklarından yana kazanımlara yönelik saldırılar gittikçe artıyor. Bunun en son örneği Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu, İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası bir sözleşmenin bir gece ansızın Cumhurbaşkanı kararı ile fesh edilmek istenmesiyle görüldü. 2019’da YÖK’ün Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’ne ilişkin tutum belgesini geri çekmesi üniversitelerde cinsiyet eşitliği ilkesinin tasfiye edileceğini de gösteriyordu. Dolayısıyla üniversite bileşenleri kaale alınmadan rektör atandığında “Kayyum Rektör İstemiyoruz!” itirazının öne çıkması şaşırtıcı değildi. Son dönemde atanan her kayyumun yaptığı gibi kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki kazanımların Boğaziçi Üniversitesi içinde de geri alınması öngörülebilir bir durumdu. BÜKAK ve BÜLGBTİ+’nın beraber kullandığı odaya kulübün herhangi bir üyesi veya danışman hocasının bilgisi olmadan bir gece yarısı polis baskını yapılması; odaların aranıp sonrasında, atanmış rektör tarafından odanın kilidinin değiştirilmesiyle kullanıma kapatılması, ardından BÜLGBTİ+ Çalışmaları Kulübü’nün rektörlük kararıyla adaylık statülerinin kaldırıldığı belirtilerek fiilen kapatılması; atanmış rektörün toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki kazanımlara yönelik ilk saldırılarıydı. İkinci olarak yöneldiği kurumsal yapı ise CİTÖK oldu. Ofis Koordinatörü’nün ücretsiz izne çıkarıldığı, ofise başvuru yapma aracı olan mail adresinin atanmış rektörün ekibinde yer alan Fazıl Önder Sönmez’in sekreterine devredildiği, yine Fazıl Önder Sönmez’in resmî olarak CİTÖK üyesi olduğu bu süreçte CİTÖK’ün fiilen işlevsiz hâle getirildiğini söylemek mümkün. Bu noktada da üniversite paydaşlarının ve mezunlarının üniversitenin cinsiyet eşitliği politikalarına nasıl sahip çıkacağı önemli bir yerde duruyor.  


[1] CİTÖK Ofisi’nin 2016-2021 raporunda, ofisin kurulması ve ofis koordinatörünün çalışmaya başlamasıyla, gelen başvuru sayısında ciddi artış olduğu görülebilir.