Chomsky, aptallara, düzenbazlara ve suçlulara karşı çoğu zaman fazla müsamahakâr davranmıştır. Epstein de onlardan biriydi. Ancak bu, Chomsky’nin “Epstein sınıfına” ait olduğu anlamına gelmez.

Bu ay 97 yaşına giren Noam Chomsky, uzun ömrü boyunca aptallara, düzenbazlara, asalaklara, hem meraklılara hem de suçlulara karşı hep fazla hoşgörülü davrandı.

Chomsky, kariyerinin başlarında kapısı her zaman açık olan biri olarak ün kazandı; kapısını çalan herkesle konuşur, kendisine ulaşan her mektuba cevap verirdi. Sonra e-posta devri çıkageldi.

Chomsky’nin 1955’ten 2017’ye kadar ders verdiği Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), elektronik iletişimi en erken benimseyen kurumlardan biriydi. Chomsky de ilk e-posta adresini (chomsky@mit.edu) 1985 civarında aldı. Chomsky’ye gelen mektup akışı, yerini devasa bir e-posta seline bıraktı. Ancak Chomsky’nin açık kapı politikası devam etti. Kendisine yazan herkesi, ya da hemen hemen herkesi, yanıtlama zorunluluğu hissetmeye devam etti; bu alışkanlığı pek çok Substack köşesine ve Reddit forumuna konu oldu.

1990’ların başında Chomsky’ye çat kapı bir mektup yazdım ve bir hafta içinde kendimi onun Cambridge’deki ofisinde buldum. İran-Kontra skandalı ve ölüm mangaları hakkında bir saat boyunca konuştuk ve ayrılmadan önce bana “gizli” e-posta adresini, chomsky2@mit.edu’yu verdi; ki sonradan anlaşıldığı üzere bu adres hiç de gizli değildi. Zaten bu adresi herkese vermişti.

Chomsky, karşısındaki kişi ne kadar sıkıcı ve tekrara düşen biri olursa olsun iletişimini sürdürürdü. 2015 yılında yazar Sam Harris, o dönem 86 yaşında olan Chomsky’yi terörizmin tanımıyla ilgili beş gün boyunca deyim yerindeyse darladı. Chomsky cevap vermek için elinden gelenin en iyisini yaptı, ancak görünüşe göre bu nafile bir çabaydı. “Kişisel yazışmaları yayımlamanın oldukça tuhaf, garip bir teşhircilik biçimi” olduğunu düşündüğünü söylemesine rağmen, Sam Harris ile yaptığı yazışmaların yayımlanmasını gönülsüzce de olsa kabul etti.

Chomsky, Haziran 2023’te geçirdiği felç nedeniyle sessizliğe gömüldüğünden beri kamuoyuna veya basına konuşmadı. Ancak iletişim alışkanlıkları son zamanlarda haberlere konu oldu; çünkü yeni açıklanan belgeler, merhum pedofil Jeffrey Epstein ile yıllarca süren iletişimini ortaya koyuyor. Açık olmak gerekirse, Chomsky Epstein’ın suçlarından hiçbirine karışmamıştır. Aksine, Epstein’ın yıllar içinde etrafında topladığı birçok ünlü isimden biri olduğu görülüyor.

Bu haberler, anlaşılır bir şekilde pek çok kişiyi şoke etti. Chomsky’nin iktidar elitine yönelik eleştirileri, tüm çürümüşlüğüyle o eliti temsil eden Epstein ile olan samimiyetiyle tutarsız görünüyor. Benzer şekilde, Chomsky’nin İsrail’in Filistin topraklarını işgaline yönelik uzun süreli eleştirileri; İsrail’e yakın olduğu, hatta İsrail’in istihbarat ağının bir parçası olduğu düşünülen biriyle ilişki kurma konusundaki gönüllülüğüyle çelişiyor gibi duruyor. Jeopolitiğe ve devlet suçlarına odaklanan Chomsky, belli ki başkalarının net bir şekilde gördüğü şeyi görmedi: Epstein, özelleştirilmiş küresel bir aristokrasiye hizmet eden bir pezevenkti ve kurbanları çocuklardı.

Chomsky’nin otoritesi sadece devrim yarattığı dilbilim alanındaki hakimiyetinden değil, aynı zamanda dürüst olduğu algısından, yani yakınındaki herkes tarafından hissedilen, adaletin hizmetinde fedakarlıklarla dolu bir hayat yaşadığı duygusundan gelir. Dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan insanlara tarif edilemez miktarda zamanını ve anladığım kadarıyla parasının büyük bir kısmını verdi (ayrıca, bence aşırıya kaçacak şekilde, onun şanından yararlanmak isteyen pek çok solcuya da müsamaha gösterdi).

1970’te, ABD bombalarıyla yarı yıkılmış olan Hanoi Politeknik Üniversitesi’nde ders verdi ve ardından Laos’taki mülteci kamplarını gezdi. Ayrıca 1985’te Ronald Reagan’ın Kontra Savaşı sırasında Managua’da (Nikaragua) ve 1997’de Batı Şeria’da dersler verdi. 1999 sonlarında, Endonezya güçlerinin bağımsızlık lehine yapılan oylamanın ardından binlerce kişiyi katlettiği sırada Doğu Timor’a uçtu. 2002’de, Türkiye’nin Kürt nüfusa yönelik baskıları üzerine yazdığı makaleler de dahil olmak üzere Chomsky’nin yazılarını yayımladığı için yargılanan yayıncısı Fatih Taş ile birlikte mahkemede yan yana durmak için habersizce İstanbul’a gitti. Savcı, Chomsky’nin kendisinin de sanık olarak kaydedilmesi yönündeki ısrarını kabul etmektense suçlamaları düşürdü.

Noam, dilbilimsel pedagoji alanında kendisi de etkili bir akademisyen olan ilk eşi Carol Chomsky ile 59 yıl evli kaldı. Carol 2008’de öldükten sonra, Kolombiya’nın iki And köyü (Santa Rita ve La Vega) sakinleri, kocasının su haklarını koruma mücadelesinde kendileri adına yaptığı savunuculuğa minnettar kalarak bir ormana onun adını verdiler: El Bosque Carol Chomsky (Carol Chomsky Ormanı). Ağustos 2012’de isim törenine katılmak üzere yüksek ormanlara ulaşması için Noam’ın cip ve at sırtında iki gün yolculuk yapması gerekti. Köylüler; çiftlik sahipleri, ölüm mangaları ve altın madencileri tarafından maruz kaldıkları şiddeti, toprak hırsızlığını ve suların zehirlenmesini anlatırken sessizce oturdu. Chomsky konuşmaya çalıştı ama yapamadı. Daha sonra topluluklara gönderdiği notta, “Carol’ın ruhunun” karşı karşıya oldukları “yırtıcı güçlerle” savaşmalarına yardımcı olmasını umduğunu söyledi.

Ve tüm bu süre boyunca Chomsky herkesle konuştu. 2004’te, Ali G karakterine bürünmüş komedyen Sacha Baron Cohen’i ofisine aldı ve sabırla ve her şeyden habersiz bir şekilde bir dizi absürt soruyu yanıtladı:

Ali G: “Peki, tam bir zeki olmak için kaç kelime bilmem lazım?” 

Chomsky: “Ortalama bir insan on binlerce kelime bilir, ama mesele aslında sayı değil…” 

Ali G: (Sözünü keserek) “On binlerce mi? Bu çok fazlaymış! Ben muhtemelen sadece… üç bin tane biliyorumdur. Bu yüzden mi hala profesör olamadım?” 

Chomsky: “Sadece kelime hazinesi değil. Onu nasıl kullandığınız, yapı…”

Ali G, Chomsky’e soru soran kişilerden en sinir bozucu olanı değil, yine de Chomsky’nin bir röportajı bitirmeyi reddettiği tek bir örnek bile bilmiyorum.

Chomsky, katı bir ifade özgürlüğü mutlakiyetçisidir. Ne kadar iğrenç olursa olsun hiçbir konuşmanın susturulmaması gerektiğine olan inancı, 1969 yılında Vietnam Savaşı’nın mimarlarından ve ateşli savunucularından biri olan Walt Whitman Rostow’un MIT’de ders vermesine izin verilmesi konusunda ısrar ettiğinde başını belaya sokmuştu. Chomsky, üniversitenin “sansürden azade bir sığınak” olarak kalması gerektiğini söylemişti.

Howard Zinn ve Louis Kampf da dahil olmak üzere, diğer konularda Chomsky’nin ömür boyu müttefikleri olarak kalan arkadaşları ve meslektaşları farklı düşünüyordu. Rostow’un “konuşmasını” değil, savaş suçlarını protesto ettiklerini söylediler. Chomsky’nin Rostow’u savunması, MIT öğrencilerinin üniversitelerini Pentagon’un bir Ar-Ge bölümü olarak ifşa ettikleri ve bütçesinin yarısından fazlasını hükümetin savunma sözleşmelerinden aldığını ortaya koydukları bir anda gerçekleşti. Bazıları, Chomsky’nin Rostow’un işe alınması konusundaki tutumunun, ifade özgürlüğü ilkelerinden ziyade üniversitenin savunma sanayisiyle olan bağlarını korumakla ilgili olduğunu öne sürdü. Bildiğim kadarıyla, Chomsky, Rostow’un MIT fakültesine katılma hakkı konusundaki görüşünü asla değiştirmedi.

Tüm bunlar şunu gösteriyor ki; kendi sınırlarını çizmekteki (iletişimini denetlemekteki) yetersizliği ve özellikle MIT’nin Epstein ile olan yakın bağı göz önüne alındığında, Chomsky’nin kendisini Epstein’ın yörüngesinde bulmuş olması şaşırtıcı değildir.

2002 ile 2017 yılları arasında Epstein MIT’ye 850.000 dolar bağışta bulundu ve üniversiteyi defalarca ziyaret etti. Bazı üst düzey yöneticiler, Epstein’ın 2008’de Florida’da reşit olmayan bir çocuğu fuhuşa teşvik etme suçlamasını kabul ettiğini biliyordu. Yine de parasını aldılar ve onu kampüse davet etmeye devam ettiler. Chomsky ve Epstein’ın ilk kez nasıl veya ne zaman tanıştıkları bilinmiyor, ancak aralarındaki e-posta yazışmaları 2015 yılında başlıyor.

MIT, markasını inşa etmek için Chomsky’nin itibarından uzun süredir yararlanıyordu. Chomsky, MIT’nin bazı finansal bağışçılarını, özellikle de David Koch‘u eleştirmişti ancak yine de zaman zaman üniversite tarafından düzenlenen ve Epstein gibi zengin bağışçılardan oluşan bir ağ geliştirmeyi amaçlayan “prestij çekilişleri” konferanslarına veya sempozyumlara katıldı. Chomsky, Epstein’ın arkadaş grubuna dahil etmek için hedefleyeceği “parlak zihinlerden” biriydi; belki de iki adam MIT destekli bu etkinliklerden birinde tanıştılar.

Felç geçirmeden önce Chomsky, gazetecilere Epstein ile “ara sıra görüştüğünü” söylemişti. Buna Mart 2015’te Harvardlı biyolog Martin Nowak ve diğer bazı akademisyenlerle birlikte Nowak’ın ofisinde, Epstein’ın Nowak yönetimindeki bir çalışma için devam eden finansal desteğini tartışmak üzere yaptıkları bir görüşmen de dahildi. E-postalar, bu sıralarda Epstein’ın Chomsky ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında özel bir görüşmeye aracılık ettiğini gösteriyor. Chomsky, Ocak 2001’de Mısır’ın Taba kentinde Filistinliler ile İsrailliler arasındaki görüşmelerin neden kesildiğine dair ilk ağızdan bilgi almak istediği için bu görüşmeyi kabul ettiğini söylemişti. Görüşme, Chomsky için müzakereleri bitirenin İsrail’deki iç baskılar altında kalan Barak olduğu fikrini doğrular nitelikteydi.

Chomsky’nin Epstein’ın çocuk seks ticareti ağı hakkında, velev ki bir şey biliyorsa, ne bildiğini bilmiyorum. Alan Dershowitz’in John Mearsheimer ve Stephen Walt’un İsrail Lobisi kitabını itibarsızlaştırma ve yazarları antisemit olarak yaftalama kampanyasına yardım etmesi dahil olmak üzere Epstein’ın ABD’deki İsrail menfaatlerini savunmaktaki rolü hakkında Chomsky’nin, eğer bir şey biliyorsa, ne bildiğini de bilmiyorum. Epstein ile olan yazışmalarının en yoğun olduğu yıllar 2015 ve 2016 idi; yani Virginia Giuffre‘nin Epstein’ın suç ortağı Ghislaine Maxwell ve arkadaşı Alan Dershowitz’e karşı açtığı davaların dikkat çekmeye başladığı yıllar (gerçi Giuffre mahkeme dışında uzlaştıktan sonra bu konu büyük ölçüde kapandı).

Yazışmaların yönü neredeyse tamamen Epstein’dan Chomsky’ye doğrudur; aranabilir veri tabanlarından görebildiğim kadarıyla, Chomsky’nin e-postalarının tamamı, önce Epstein tarafından gönderilen e-postalara verilmiş yanıtlardan ibarettir. Chomsky’nin, Epstein’ın kendisine gönderdiği bir e-postaya yanıt olarak yazdığı bilinen son e-posta 26 Aralık 2016 tarihlidir. Konu, o dönem yeni seçilen Donald Trump’tı.

Chomsky’nin ikinci eşi Valeria Wasserman Chomsky de Epstein ile bağımsız bir yazışma kanalı kurmuştu. (22 Ocak 2017’de Epstein’a doğum gününü kutlayan coşkulu bir e-posta yazmıştı.) Ve Chomsky, Epstein’ın evrakları arasında bulunan 28 Mart 2018 tarihli bir banka havalesi kaydına göre, 270.000 dolarlık bir meblağın kendisine aktarılmasıyla ilgili olarak 2018’de Epstein ile bir şekilde iletişime geçmiş olmalı. Para Chomsky’nindi; merhum eşinin mirasıyla ilgili zor bir işlemi tamamlaması için Epstein’dan yardım istemişti. Chomsky’nin orijinal talebi kamuya açık belgeler arasında yer almıyor.

2015 ile 2019 yılları arasında Epstein, Chomsky ailesini sosyalleşmek için defalarca davet etti. Çoğu sonuçsuz kalsa da çift Woody Allen ve eşi Soon-Yi Previn ile yenen bir akşam yemeği de dahil olmak üzere Epstein tarafından düzenlenen bazı etkinliklere katıldı. Bu toplantıların bazıları siyasi ve entelektüel meraklıları ve ekonomik elitleri bir araya getiriyordu. Ancak Steve Bannon da dahil olmak üzere siyasi uçlardan isimler de vardı; Chomsky ve Bannon’ın bir fotoğrafı, yakın zamanda yayınlanan dosyalarda bulunan materyaller arasındaydı.

Chomsky için daha önemli olan Epstein’ın bir araya getirdiği bilim insanları olmalı. MIT’de Chomsky, ilgisini ikiye bölmesiyle tanınmıştı: Dilbilim modellerini biyoloji, evrim, dilbilim, bilişim ve matematiği bir araya getiren disiplinler arası bilim insanları etrafında kurarken; siyasi eleştirilerini insancıl değerleri savunan hümanistler etrafında inşa ediyordu. Bannon onun kafa kafaya konuştuğu en kötü kişi sayılmazdı; bir gözlemcinin belirttiği gibi, MIT’de zamanını “savaş bilimcileri” ile “savaş karşıtı öğrenciler” arasında paylaştırırdı.

Chomsky ara sıra Epstein ile yazışsa da, Epstein ve onun yazıştığı diğer kişiler tarafından genellikle bir hayranlık nesnesi olarak görülüyordu. Ehud Barak, Chomsky ile görüştükten sonra Epstein’a “Gerçekten etkileyici,” diye yazmıştı. Apple ve Microsoft’un eski başkan yardımcısı Linda Stone ise bir e-postasında Chomsky için “Parlak bir adam,” diyordu.

Alman-ABD’li yapay zekâ araştırmacısı ve “transhümanist”’ ve “etkin özveri” çevrelerinin önde gelen aykırı figürlerinden Joscha Bach, Epstein’ın yazıştığı bir başka isimdi. Bach, gönderdiği bir mesajda “ABD’deki siyah çocukların bilişsel gelişiminin daha yavaş olduğu” ve kadınların —erkeklerin aksine merakla değil— “haz ve acıya” dayalı “motivasyonel” bir sistemle öğrendiği yönünde zehirli bir ırk ve cinsiyet bilimini pazarladıktan sonra, bu sözde gerçeklerin Chomsky’nin eşitlikçi hümanizmini geçersiz kıldığını söyleyecek kadar ileri gitmişti: “Bu, Chomsky’nin ömür boyu savunduğu, insanların dilbilgisi için özel bir devreye sahip olduğu hipotezinin yanlış olduğu anlamına gelir.”

28 Kasım 2018’de Julie Brown’ın Miami Herald’da yayınlanan sansasyonel haberi, Epstein’ın sırlarını ortaya çıkardı. Brown, Epstein’ın 2008’de savcılardan aldığı ayrıcalıklı anlaşmayı ifşa etmekle kalmadı, aynı zamanda polisin Epstein’ın 2001 ile 2006 yılları arasında taciz ettiği veya cinsel ilişki için para ödediği en az 36 reşit olmayan kız çocuğunu tespit ettiğini de bildirdi.

Brown’un Miami Herald haberi yayımlandıktan sonra (yayımlanan belgelere dayanarak bildiğimiz kadarıyla) Chomsky sessizliğe gömüldü. Epstein ise başkalarıyla yazışırken Chomsky’den söz etmeyi sürdürdü. Herald haberinin yol açtığı krizi kontrol altına alma derdi büyüdükçe, Chomsky’den yardım almaya çalıştı; hatta Chomskylerin taşındığı Arizona’ya Bannon’u gönderip onunla konuşmasını sağlamak istedi. Ancak Chomsky’yi ikna edemedi. Böylece, Epstein’ın imajını parlatmak için planlanan — fakat hiçbir zaman tamamlanmayan — belgeselde yer alması için Bannon’la röportaj yapma girişimi sonuçsuz kaldı.

Açıklanan Epstein belgeleri arasında, Chomsky’nin Epstein için yazdığı iddia edilen, gerçekten utanç verici, tarihsiz bir tavsiye mektubu bulunuyor. Mektup basında geniş çapta alıntılandı çünkü e-postaların aksine, oldukça coşkuluydu. Mektuba göre Chomsky, Jeffrey’yi “çok değerli bir dost ve düzenli bir entelektüel alışveriş ve ilham kaynağı” olarak görüyordu.

Chomsky’nin bu aşırı övgü dolu mektubu yazmadığına bahse girerim. Üslubu kesinlikle ona benzemiyor. Birisi bu metni bir üslup ölçer (stilometri) yazılımından geçirmeli ve Chomsky’nin bizzat yazdığından emin olduğumuz diğer referans mektuplarıyla karşılaştırmalıdır. Tahminimce mektubu Epstein kendisi yazdı (çünkü mektup onu tam da görünmek istediği gibi; “sınırsız merakı, kapsamlı bilgisi, keskin öngörüleri ve düşünceli değerlendirmeleriyle bir bilgi küpü” olarak tasvir ediyor). Tavsiye mektubunun altında Chomsky’nin adı görünüyor ancak sadece bilgisayarda yazılmış halde. Üniversite antetli kağıdı, imza veya Chomsky’nin mektubu Epstein’a bir ek olarak gönderdiğine dair herhangi bir kayıt veya e-posta bulunmuyor. İmzasız belge, Epstein’ın özel dosyaları arasından çıktı. Gelecekte açıklanacak belgeler aksini kanıtlamadığı sürece, bu mektup Chomsky’nin Epstein hakkındaki görüşlerinin bir kanıtı olarak kabul edilmemelidir.

Siyasi fikirlerine tümüyle karşı oldukları için veya belli bir duruşu nedeniyle, özellikle İsrail hakkındaki düşünceleri nedeniyle Chomsky’ye karşı kin besleyenler, doğal olarak Chomsky’nin Epstein ile olan temaslarına mal bulmuş mağribi gibi atladılar. Jewish Standard gazetesindeki bir köşe yazısı, Chomsky’nin Epstein ile bağlarının onun ahlaki iflasını kanıtladığını söylüyor: “Chomsky’nin yaptığı kötülüğü meşrulaştırmaktır.”

Sosyal medyada kimileri, Chomsky’nin Epstein ile olan temaslarının ve Boykot, Tecrit ve Yaptırım (BDS) hareketini desteklemeyi reddetmesinin, onun katıksız liberal bir Siyonist olduğunu kanıtladığını düşünüyor. Sağcı antisemitistler ise Chomsky’yi küreselci Mossad ajanları saflarına dahil ediyor. Ancak Chomsky’nin felç geçirmeden önceki on yıl içinde dahil olduğu Epstein’ın sosyal ağının, akademik bir dille ifade etmek gerekirse, toplumsal cinsiyet dinamikleri üzerine yapılmış bazı sağduyulu eleştiriler de mevcut.

Epstein vakası Chomsky’nin ilk skandalı değil. Yıllar boyunca, Nazi Holokostunu ve Kamboçya ile Bosna’daki soykırımları inkâr etmekle, Suriye Hükümeti’nin gaddarlıklarını önemsiz göstermekle suçlandı. Chomsky genellikle bu tür suçlamaları kestirip atar. Bir keresinde Holokost’un gerçekleşip gerçekleşmediği “sorusu üzerine tartışmaya girmek bile kişinin insanlığını kaybetmesidir” demişti.

Geçmişte Chomsky, Holokost inkarcısı, Pentagon uşağı veya Esad savunucusu olduğu yönündeki suçlamalara karşı kendini savunmak için pek az yardıma ihtiyaç duyardı. Eğer bugün yorum yapmak için müsait olsaydı, Epstein ile ilgili sorulara Ali G ve Sam Harris’e gösterdiğinden çok daha az sabırla yanıt vereceğini tahmin ediyorum. Epstein ile ilişkisine dair ilk raporların gün ışığına çıktığı 2023 başlarında verdiği kısa cevap şuydu: “Büyük savaş suçluları da dahil olmak üzere her türlü insanla tanıştım.”

Bugün Chomsky’nin eski siyasi yoldaşlarının neredeyse tamamı, Zinn, Lynd, Eqbal Ahmad, Grace Paley, Daniel Ellsberg, Marilyn Young, Edward Said, Daniel Berrigan, Barbara Ehrenreich ve diğrleri hayata veda ettiler. Bunlar, bazılarının anlaşılabilir nedenlerle ya affedilemez ya da anlaşılamaz bulduğu bu ilişkiyi kavramamıza yardımcı olacak şekilde, onun dürüstlüğüne ve benzersizliğine tanıklık edebilecek arkadaşlarıydı.

Chomsky ile siyasi (BDS’ye karşı olması) ve metodolojik (Hegelci Marksizme duyduğu küçümseme) birçok noktada hemfikir değilim. İnatçıdır ve hatasını nadiren kabul eder; ki açıkçası bu özelliklerini takdir ediyorum. Bu durum onu, ilham kaynaklarımızın olması gerektiği gibi, kusurlu bir insan yapıyor. Ve elbette pek çok konuda haklıydı: Vietnam, Doğu Timor, Bangladeş, Endonezya, Nikaragua, El Salvador, Guatemala, Kolombiya, Türkiye, Yeni Soğuk Savaş, NAFTA, Küba, Şili, neoliberalizm, Panama, Afganistan, Irak, uzayın askerileştirilmesi, büyük şirketlerin gücü, eşitsizlik, Güney Afrika, Namibya, Libya, varoluş krizi olarak küresel ısınma ve elbette, BDS’ye rağmen İsrail ve daha niceleri.

Yine de Chomsky hakkında en etkileyici bulduğum şey, saçma lafa duyduğu nefrettir; güçlü adamların totolojilerini, yani “iyi oldukları için güçlü, güçlü oldukları için iyi olduklarına” dair kendi kendilerini doğrulayan o argümanlarını ifşa etmedeki ustalığıdır.

Bu yüzden, Chomsky’nin Epstein gibi biriyle olan ilişkisine dair haberler benim için de bir sarsıntıydı; Epstein küresel bir pedofili şebekesini yönetmeseydi bile bu böyle olurdu. 2019 yılında, Epstein’ın Lawrence Summers, Steven Pinker ve diğerleriyle yakın ilişkiler kurduğu haberi patlak verdiğinde, alaycı bir tweet atmıştım: “Etkili ve oldukça başarılı tüm kariyerini Cambridge/MIT’de sürdürüp Epstein’ın o saçma salonlarına katılmamayı başaran kim var biliyor musunuz?” Eh, artık cevabın Chomsky olmadığını biliyoruz. Ve kim bilir, Chomsky-Epstein ilişkisi hakkında daha fazla e-posta ortaya çıkarsa, bu makalenin tamamı o tweet kadar ters köşeye yatabilir.

Yine de Chomsky’nin e-postaları; örneğin Lawrence Summers’ın Jeffrey ve Ghislaine’e yazdığı o hayranlık dolu mektuplarda görülen yaltakçı üslubun hiçbirini veya Anand Giridharadas’ın yakın zamanda New York Times’da yayınlanan “Kimse İzlemediğinde Elitler Nasıl Davranır” başlıklı köşe yazısında çok keskin bir şekilde ele aldığı Epstein’e olan duygusal yatırımların zerresini barındırmıyor. Chomsky, Epstein’ın sağladığı nüfuz ya da imkânlar ile devşirilmiş gibi de görünmüyor. Steve Bannon ile muhtemelen Epstein’ın toplantılarından birinde fotoğraflandıkdan kısa bir süre sonra, Boston’daki Old South Kilisesi’nde bir konuşma yapmış ve Bannon’ı “aşırı milliyetçi, gerici ve enternasyonal” bir hareketin “organizatörü” diyerek açıkça kınamıştı.

Bannon ile olan o fotoğraf sarsıcı, ancak onu benden daha iyi tanıyan insanlarla konuştuktan sonra benim için Chomsky’nin bu dünyaya ait olmayan dünyevi imajı hala yerli yerinde. Dünyanın kötülükleri hakkında çok şey biliyordu ama programa davet edildiğinde Saturday Night Live’ın ne olduğunu bilmiyordu. O, sürekli ve amansız bir talep baskısı altında yaşayan bir işkolikti —Chomsky’nin günlük hayatının nasıl olduğuna dair bir fikir edinmek için uzun süreli sekreteri Bev Stohl’un anılarını okuyun— ve kitaplarının telif haklarını en baştan başkalarına devreden biriydi.

Chomsky’nin Epstein’a gönderdiği e-postalara gelince, bana gönderdiklerine çok benziyor; örneğin Trump’ın ilk başkanlık döneminde “Washington’daki sosyopatik ucube şovu” hakkında uyarılarda bulunması ve Trump’ın “yüzeyin hemen altından bıraktığı zehrin kolay kolay gitmeyeceği” endişesi gibi. Chomsky’nin 2015-2016 yılları arasında Epstein’a yazdığı bir avuç not da benzer kaygılar içeriyor. Bir yazışmada Epstein, “her iki taraftaki” dini “fanatizmden” bahsettiğinde, Chomsky onu düzeltiyor: “Seküler dinler —milliyetçi fanatizm vb.— çok daha tehlikelidir” diyen Chomsky, ardından “Amerikan istisnacılığı” ve “İsrail’in meşru müdafaası” gibi “mitlere” tutunan ve “Obama’nın toplu katliam kampanyasını” eleştirmeyi reddeden “ana akım akademisyenlerden” şikayet ederek devam ediyor.

Chomsky, Giridharadas’ın “Epstein Sınıfı” olarak adlandırdığı grubun duygusal bir üyesi değildi.