Bu değerlendirme yazısı yazılırken likte bulunan haber akışından faydalanılmıştır.

İç Politika

Seçimler yaklaşırken son iki haftada muhalefete yönelik saldırılar basında yer almaya başladı. Yeşil Sol Parti’ye yapılan saldırılar yanında CHP’ye de saldırılar başladı. En çok dikkat çeken saldırı Erzurum’da İmamoğlu’nun mitinginde yaşandı. İmamoğlu’na, Erzurum mitingi sırasında çok sayıda kişi tarafından taşlı saldırıda bulunuldu. Saldırıda yaralananlar olurken kolluk kuvvetlerinin olaya müdehale etmemesi de kameralara yansıdı. İmamoğlu’nun soğukkanlılığını koruyarak mitingi bitirmesinin olayların büyümesini engellediği söylenebilir. İstanbul’a dönüşünde pekçok taraftarınca karşılanan İmamoğlu, Erzurum’da yaşananları 200-300 kişilik bir grubun provokasyonu olarak niteledi ve güvenliği sağlayamayan vali ve emniyet müdürünü sorumlu tuttu.

İktidar ise olaylardan CHP ve İmamoğlu’nu sorumlu tutarak taş atanların CHP tarafından organize edildiğinden İmamoğlu’nun provokasyon yaptığına kadar varan bir yelpazede suçlamalarda bulundular. Ancak daha sonra eylemciler arasında bir uzman çavuşun olduğu ortaya çıktı. Gelen ilk haberlerde bahsi geçen kişinin eski bir asker olduğu söylenirken sonrasında şahsın Erzurum Merkez Komutanlığı istihbarat biriminde aktif görevde olduğu ve hakkında soruşturma başlatılarak sözleşmesinin feshedildiği duyuruldu.

Ancak 7 Haziran – 15 Kasım 2015 dönemiyle kıyaslandığında bu saldırıların çok büyük olduğu söylenemez. Derin devlet eğer sokakları alevlendirmek isteseydi, bugüne kadar çok daha ciddi olaylar olabilirdi. Son birkaç günde de birşeyler olmazsa, seçim sürecine dair çok büyük olayların çıkmadığı söylenebilir. Öte yandan buna devletin içindeki belirli grupların engel olduğu da düşünülebilir. Sonuç olarak AKP seçimleri vermemek için karanlık işlere pek kalkışamadı ya da buna izin verilmedi. Büyük provokasyonlar yapılacağına ilişkin görüşler şimdilik doğru çıkmadı. Ancak seçim günü provokasyonlar yapılacağına dair söylentiler devam ediyor.

Kılıçdaroğlu çektiği kısa videolarla gündemi belirlemeye devam etti. Bir yandan Cambridge Analytica vurgusu ile iktidarın dolaşıma sokacağı sahte video ve görüntülerin önü alınmaya çalışılırken, diğer yandan da iktidarın akçeli işleri ile ilgili eleştirilerini sık sık dile getirdi. Muhalefetin Ali Yeşildağ’ın iddialarına dair soruları ve özellikle Antalya Havaalanı ihalesindeki iddiaların araştırılmasına yönelik talepleri sonrasında Ali Yeşildağ’ın videolarına erişim engeli geldi. İlginç açıklamalarına devam eden Bülent Arınç da iddiaların araştırılması gerektiğini söyledi. Ancak ortaya atılan iddiaların AKP seçmeni üzerindeki etkisi tartışılır.

Hatırlanacağı üzere Emek ve Özgürlük İttifakı cumhurbaşkanlığı için aday çıkarmayacağını daha önce açıklamıştı. Haber taramasına konu olan dönemde ise cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na desteklerini ilan ettiler. HDP de iktidarın HÜDA PAR üzerinden geliştirebileceği provokasyonlarına karşı kendi tabanlarını dikkatli olmaya ve seçim çalışmalarını sürdürme çağrısı yaptı.

Seçim Güvenliği

Hükümet büyük bir kutuplaştırma içinde ve bunun alıcısı var gibi görünüyor. İktidarın seçimlerde manipülasyon için her şeyi yapacağı kesin gibi görünüyor ancak muhalefetin gerekli önlemleri alması durumunda başarılı olmaları çok güç. Muhalefet eğer sandık güvenliğini sağlarsa, iktidarın başarılı olma şansı zor. Ancak seçimlerin tahmini çok kolay değil zira kararsız oy oranı hala çok yüksek duruyor, ilk kez oy kullanacak 6 milyon genç seçmenin oyunun ne olacağı belirsiz ve İnce ile Oğan faktörü yüzde 6 üstü alırsa seçim büyük ihtimalle ikinci tura kalacaktır.

Bu arada gazeteci Murat Ağırel iktidarın İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’la görüşülmesi için heyet gönderdiğini, üst düzey bürokratlarla Öcalan arasındaki görüşmenin 28 Mart’ta gerçekleştiğini öne sürdü. İmralı ile görüşüldüğü, ama istenilen mesajın alınamadığı görülüyor. Zira Öcalan iki yıldan uzun süredir tecrit altında, ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmüyor.

Öte yandan meclis yapısını da konuşmak gerekli. Çünkü hem Cumhur hem Millet ittifakının meclis çoğunluğunu alamayacağı kesin gibi görünüyor. HDP/YSP burada mecliste kilit rol oynayabilir. Ancak MHP- AKP- Deva- Gelecek- Hüdapar ve İyip düşünüldüğünde mecliste Türk-İslamcı milletvekillerinin çoğunlukta olacağını söylemek yanlış olmaz. Bu anlamda barış sürecinin tekrar başlayacağını söylemek kolay değil…

Seçim sürecinde AKP pek çok yerde açılış yapmaya devam ediyor. Akkuyu bunların en önemlilerinden birisi. Ancak tesis henüz tamamlanmamış ve inşaat devam ederken, çalışanların eğitimleri hala sürerken, yakıt çubuklarının yüklenmesi büyük risk barındırıyor. Yüklemenin tamamen seçim propogandası için olduğu çok açık. Çernobil kazası hala hafızalardayken, konunun barındırdığı radyokatif riskler yanında ortaya çıkabilecek kamu zararı da göz ardı edilmemeli. Zira daha önce de benzer şekilde seçimlerde propoganda amaçlı yapılan erken açılışların yarattığı kamu zararları sıklıkla yaşanmıştı. Bunun en taze örneği Ordu-Giresun Havalimanı’nda yaşana çökme ve açılan yeni ihaleler… Benzer bir durum TOGG’da da yaşanıyor. Dolaştırılan araçlara rağmen seri üretim ve teslimlerde sıkıntılar olduğu basına yansıdı. Araçların testlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı henüz belli değil. Ancak iktidarın yapmaya çalıştığının ‘biz icracıyız’ izlenimini yaygınlaştırmak olduğu anlaşılıyor; zira bunun dışında satabileceği çok fazla şey yok, yeni bir hikâyesi de yok.

Emek ve Özgürlük İttifakı içinde ayrı liste tartışmalarının yanında Ahmet Şık’ın “Selahattin’i çıkar HDP’den, ortada HDP kalmıyor. Yeterince Türk faşist var, bir de Kürt faşistlerle uğraşamam” sözleri ittifak içi gerilimleri daha da arttırdı. Sonrasında hem Ahmet Şık’ın hem de TİP’in özür dilemesi kırılan vazonun eski haline döndürülmesine yetmemiş görünüyor.

1 Mayıs

1 Mayıs İşçi Bayramı’nın seçimin hemen öncesine denk gelmesi sayesinde, özellikle İstanbul’daki kutlamalarda, güçlü bir demokrasi, özgürlük ve eşitlik talebinin seslendirileceği, umudu arttıracağı beklentisi vardı. Meydanları dolduran kitlelerin taşıdığı pankartlarda da bu hava hakimdi. Seçim ortamının yarattığı kutuplaşma ve gerilim dolayısıyla kavgalar yaşansa da genel coşkuya gölge düşmediği söylenebilir.

Deprem

Seçimler gündemi tamamen kaplamış durumda. Bu nedenle deprem ve depremzedelerin neredeyse gündemden tamamen düşmüş oldukları söylenebilir. Depremin üzerinden 3 aydan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen hala insani yardımlara ihtiyaç duyuluyor. Bölgede gündem seçim değil zorlu yaşam koşulları. Depremzedelerin, havaların ısınmasıyla birlikte özellikle su, yazlık kıyafet, hijyen paketi gibi temel ihtiyaçları devam ediyor.

Ekonomi

Ekonomideki karanlık tablo daha da kararmaya devam ediyor. Seçime yaklaşırken Kur Korumalı hesaplarda biriken mevduat son bir haftada yüzde 10 artarak “1 trilyon 979 milyar 792 milyon liradan 2 trilyon 117 milyar 590 milyon liraya çıktı“.  Bu hesapların bütçe üzerine oluşturacağı yük de gittikçe artıyor.

Seçimin etkisi kamu işçilerinin maaş artışlarına da yansıdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan bir süredir devam eden görüşmeleri noktaladı ve maaşlara yüzde kırk beş zam yapıldı. Böylece en düşük maaş 15 bin lira oldu.

Dünyada ise ABD’de federal hükümetin borçlanma krizi sürüyor. Kongre’de anlaşma sağlanıp borçlanma tavanı artırılmazsa, memur maaşları ile diğer giderlerin ödenemeyeceği yeni bir ekonomik ve finansal bir kriz bekleniyor.

Dış Politika

Suriye

Erdoğan seçim dolayısıyla katıldığı bir TV ortak yayınında Işid lideri Kureyşi’nin MİT operasyonuyla öldürüldüğünü söyledi. Eylemin “Batı’ya IŞİD’de karşı biz de savaşıyoruz” mesajı taşıdığı yorumları yapılırken, baskının Türkiye destekli isyancı grupların kontrolünda olan Cinderes kasabası yakınlarında  gerçekleştiği iddia ediliyor.

İran Cumhurbaşkanı Reisi, Suriye İç Savaşı’nın başladığı 2011’den bu yana Şam’a resmi ziyarette bulunan ilk İran devlet başkanı oldu. Reisi’nin ziyaretine çok sayıda bakan ve üst düzey devlet görevlisi de katıldı. Suriye’nin önemli bir müttefiki olan İran ülkenin yeniden inşasında da rol almak istiyor.

Önceki dönem  değerlendirme yazılarımızda bahsedilen, Suriye ile Arap Birliği arasındaki normalleşme çabaları sonuçlandı. Mısır’ın başkenti Kahire’de toplanan Arap Birliği’ne üye ülkelerin dışişleri bakanları, Suriye iç savaşının başlamasıyla üyelikten çıkarılan Suriye’nin yeniden kabulüne karar verdi. Diğer yandan Mazlum Abdi’nin BAE’ye gitmesi de süreçte Kürtlerin de olduğunu gösteriyor olabilir. Bütün bunlardan yola çıkarak ABD’nin de bu işin içinde olabileceği söylenebilir.

Diğer bir normalleşme adımı da Türkiye-Suriye ilişkisinde atılmak üzere. Daha önce savunma bakanlarının katılımıyla gerçekleşen dörtlü zirvede, toplantının dışişleri bakanları düzeyinde tekrarlanması kararlaştırılmıştı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 2011’den bu yana dışişleri bakanları düzeyinde ilk resmi görüşme için Moskova’ya gitti. 10 Mayıs’ta yapılacak görüşmelere giderken Suriye tarafının Türk birliklerinin Suriye’den çekilmesi talebindeki ısrarı sürüyor. Esad’ın seçim öncesinde Erdoğan’a bir koz vermek istemediğine yönelik görüşler dile getiriliyor. Bu anlanda seçim sonuçlarının Suriye’yi çok etkileyeceği açık. İktidarın seçimi kaybetmesi durumunda Türkiye’nin desteklediği ÖSO’nun ne olacağı belli değil.

Rusya – Ukrayna Savaşı

Putin, Rusya’nın işgal ettiği bölgelerde yaşayanların Rusya vatandaşlığına geçmelerinin önünü açan kararnameyi imzaladı. Buna göre 1 Temmuz 2024 tarihine kadar vatandaşlığa geçme başvurusu yapmayan yerleşimciler ‘yabancı’ olarak kabul edilecek ve sınırı dışı edilebilecekler.

Ukrayna’nın da işgal altındaki bölgelere, savaşın gidişatını değiştirecek büyük bir saldırı planladığına dair haberler var. Büyük taarruz haberlerinin uzun zamandır Ukrayna basınında yer almasına rağmen henüz gerçekleşmemesine NATO’dan gelen silahların henüz yerlerine ulaşmaması ve hava koşulları gerekçe gösteriliyor. Rusya da karşı saldırı beklentisiyle bazı bölgelerde tahliye çağrısı yaptı. Önümüzdeki dönemde savaş daha şiddetlenebilir.

Öte yandan, Kremlin’e yapılan dron saldırısı bir muamma olarak duruyor. Rusya bunun bir suikast girişimi ve planlı bir terör saldırı olduğunu iddia ederken, Ukrayna konuyla ilgili bilgilerinin olmadığını belirtti.

Gıda güvenliği açısından önemli olan tahıl koridoruna dair iddilar da gündeme geldi. Ukrayna, Rusya’nın onay bekleyen gemilere onay vermeyerek koridoru fiili olarak kapattığını 90 adet geminin izin için Türkiye karasularında beklediğini öne sürdü.

Sudan

Sudan’da ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasındaki çatışmalar ve ölümler geçtiğimiz dönemde de sürerken iki önemli gelişme yaşandı. Türkiye Büyükelçisi’nin de içinde bulunduğu konvoya ateş açıldı. Saldırıda can kaybı ya da yaralanma olmazken maddi hasar gerçekleşti. Ancak saldırının kim tarafından yapıldığı henüz belli değil. Taraflar birbirini suçlarken Türkiye Elçiliği’ni geçici olarak Port Sudan’a taşıma kararı aldı.

Ateşkes kararına rağmen çatışmalar sürerken taraflar barış görüşmeleri için Suud-i Arabistan’ın Cidde şehrinde bir araya geldi.

İsrail

İsrail’de Filistinliler’e karşı saldırılar ve ölüm haberleri gelmeye devam ederken tutuklama ve baskılara karşı cezaevinde açlık grevinde olan Hıdır Adnan vefat etti.

İsraillilerin Netanyahu hükümetinin yargı düzenlemesine karşı düzenledikleri eylemler 17. haftasına girdi ve muhtelif şehirlerde devam eden gösterilere yaklaşık 200 bin kişinin katıldığı belirtiliyor.

Dünyada neler oldu?

“Paraguay’da muhalefeti 80 yıllık Colorado iktidarına karşı birleştiren ittifak seçimi kaybetti. 80 yıldır inşa edilen yoksulluk ve yolsuzluk muhalefetin öne çıkan başlıklarıydı. Ancak otoriter sağcı Pena, oyların yüzde 43,15’ini aldı.”

“Katolik dünyasının ruhani lideri Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis, bir sonraki piskoposlar toplantısında kadınlara oy kullanma hakkı tanıdı.”

“Pakistan’da eski Başbakan Imran Khan’ın yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmasının ardından ülke genelinde sokağa inen binlerce Khan destekçisi polisle çatıştı.” Gösterilerin devam etmesi bekleniyor.