Bu gündem değerlendirmesi hazırlanırken linkteki haber taramasından faydalanılmıştır.

İÇ POLİTİKA

Yargı Darbesi ve Anayasa Tartışmaları

Önceki dönem gündem değerlendirmesinde bahsettiğimiz yargı darbesi tartışmaları bu dönemde de devam etti.  CHP, Yargıtay açıklamasını bir darbe girişimi olarak değerlendirdi. Genel Başkan Özel konuyu kapalı bir oturumda görüşmeyi önereceklerini, kabul edilmezse Meclis’i terketmeyeceklerini ve ‘adalet nöbeti’ne başlayacaklarını belirtti. HEDEP de Yargıtay’ın tavrını darbe teşebbüsü olarak niteleyip, Yargıtay’ın AYM’ye kayyum olarak atandığı değerlendirmesinde bulundu. İstanbul Barosu, AYM tarafından Hatay Milletvekili Can Atalay hakkında verilen hak ihlali kararına uymadıkları gerekçesiyle Yargıtay 3. Ceza Dairesi hakkında suç duyurusunda bulunurken Ankara Barosu, Ankara Adliyesi’nden Yargıtay’a doğru protesto yürüyüşü gerçekleştirdi.

İktidarın küçük ortağı MHP, ülkede faşizmin kurumsallaşması yolundaki adımlara uygun tavırlar göstermeye devam ediyor. Daha önce AYM’nin HDP’nin kapatılmasına karşı kararı sonrasında hem AYM’nin hem HDP’nin kapatılması gerektiği yönünde açıklamalar yapan MHP, Yargıtay’ın AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmasının ardından yine aynı duruşu gösterdi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. İzzet Ulvi Yönter katıldığı canlı yayında ‘AYM’yi ya kapatacağız ya da yeniden yapılandıracağız’ dedi.

AKP tarafındaki kafa karışıklığı ise Erdoğan’ın uyarıları sonunda yerini netliğe bıraktı. Erdoğan, Özbekistan ziyareti dönüşünde uçakta yaptığı açıklamada Yargıtay’ın da bir yüksek mahkeme olduğu ve kararının yabana atılamayacağını vurguladıktan sonra partisinde Yargıtay’ın tavrını eleştirenlerin yanlış yaptığını belirtti. Erdoğan ayrıca Yargıtay ve AYM arasında yaşanan yetki tartışmasının çözüm yerinin anayasa olduğunu söyleyerek, anayasanın kendisine hakemlik görevi verdiğini vurguladı ve yeni bir anayasa yapmanın gerekliliğine işaret etti. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi için TBMM’ye bildirimde bulunmasının ardından Numan Kurtulmuş’un alacağı tavır önem kazandı. Kurtulmuş TBMM’nin kendi gündem ve öncelikleri içinde konuyu ele alacağını belirttikten sonra “Kurumlar arasındaki çelişkileri ortadan kaldıracak şekilde, Türkiye’de yeni bir anayasa çalışmasının ne kadar zaruri olduğunu gösteren bir örnektir. Bu örnek üzerinden, ümit ederim ki hiçbir önyargı içinde olmaksızın anayasa çalışmalarında yeni bir düzenlemenin yapılması mümkün olur” diye konuştu. AYM üyelerinin yapısına bakıldığında koparılan bunca fırtınanın sebebi daha iyi anlaşılabilir. Zira 15 üyesi bulunan AYM’nin mevcut üyelerinin 7’si doğrudan Erdoğan tarafından atanmış durumda. Önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atanan iki üyenin görev süreleri Ocak 2024 ve Mayıs 2024’te dolacak ve yerlerine atamalar Erdoğan tarafından yapılacak. Dolayısıyla birkaç ay içinde tamamen kontrol altına alacakları bir yapıyı tartışma konusu yapmanın ardında yatanın aslında anayasayı değiştirme tartışmalarına zemin hazırlamak ve böylece devletin denge ve denetleme mekanizmalarını sadece AYM üyelerinin kontrolü ile değil, kurumsal olarak kaldırmak olduğu görülüyor.

Erdoğan’ın bu defa Almanya ziyareti dönüşünde yine uçakta yaptığı cumhurbaşkanlığı seçim sistemine yönelik “Mevcutta 50+1 mecburiyeti partileri yanlış yollara sevk ediyor. Kimin eli, kimin cebinde belli değil” açıklaması, anayasa tartışmalarının odağını cumhurbaşkanlığı seçim sistemine yöneltti. Mevcut sistemde iktidarını korumak için MHP’ye olan bağımlılığının farkında olan ve anlaşılan bundan kurtulmak isteyen Erdoğan’ın bu çıkışı pek karşılık bulmuş görünmüyor. Bahçeli 50+1’in Cumhurbaşkanlığı sistemenin meşruiyet kaynağı olduğunu belirtip, seçim sisteminin değiştirilmesine çok sert bir şekilde karşı çıkarak bir anlamdan mevcut güç dengeleri ve dolayısıyla koalisyonun bozulmasını istemediğini açıkça ortaya koydu. Ancak bunu yaparken de bir kriz algısı oluşturmamaya çalıştı.  CHP genel olarak iktidar ortakları ile bir anayasa yapılamayacağı görüşünde ısrar ederken, İYİP Genel Başkanı Akşener mevcut anayasaya uymayan bir iktidarla anayasanın değiştirilemeyeceğini belirtti. Yeniden Refah Partisi adına konuşan Suat Kılıç da seçime 4 yıl gibi bir süre varken konunun tartışılmasının erken olduğunu, gündemde ekonomi ve enflasyonun olması gerektiğini vurguladı. Öte yandan bu tartışmalar yaşanırken, mevcut Anayasa’nın maddelerinin büyük çoğunluğunun AKP iktidarı döneminde yeniden yazıldığı gerçeğini de unutmamak gerekiyor.

Diğer yandan, Anayasa tartışmaları sürerken ‘Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin, Atalay hakkında ihlal kararı veren 9 Anayasa Mahkemesi üyesi hakkındaki suç duyurusuyla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bir savcı görevlendirildi.

Cumartesi Anneleri

AYM ve Yargıtay arasındaki kriz gittikçe alevlenirken, beklenmedik bir gelişme yaşandı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya da 8 Kasım’da Meclis’teki Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kendisine sorulan bir soruya verdiği yanıtta, “Cumartesi Anneleri’nin yaşadığı mağduriyettir. En kısa sürede çözüm üreteceğiz” demişti. AYM’nin ihlal kararına rağmen 2018’deki 700. eylemlerinden bu yana Galatasaray Meydanı’na çıkışları engellenen ve sürekli ters kelepçeli gözaltılara maruz kalan Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın eylemlerine, 5 yıldan uzun süren bir aradan sonra 11 Kasım Cumartesi ve 18 Kasım Cumartesi tarihlerinde izin verildi.

Ogün Samast Tahliye Edildi

Gültan Kışanak gibi azami tutukluluk süresi dolduğu halde tahliye edilmeyen pek çok siyasetçi duruken Hrant Dink’in katili Ogün Samast infaz indirimleriyle birlikte cinayetten dolayı aldığı cezaların tamamını çekmiş kabul edilerek salıverildi. Cumhuriyeti’in 100 yılında Azınlık Hakları Konferansı’nın açılışında konuşan Rakel Dink “Biz zaten yıllardır katillerle aynı havayı soluyoruz. Çutağımın (Hrant Dink’in) öldürülme emrini verenlerin aramızda dolaştığını biliyoruz zaten. Sabahattin Ali’nin katiliyle, İlhan Erdost’un, Zeki Tekiner’in, Doğan Öz’ün, Uğur Mumcu’nun, Musa Anter’in katilleri, Sivas’ın katliamcılarıyla aynı havayı soluduğumuzu bilmiyor muyuz? Bir gün bile ceza almamış katillerin arasına karıştı gitti bir tetikçi daha” dedi. Tahliyenin birkaç gün ardından hangi saiklerle olduğu pek de anlaşılmayan bir adım atıldı ve Ogün Samast hakkında FETÖ üyesi olduğu gerekçesiyle yeni iddianame hazırlandı. İddianamenin öngördüğü suçun 19 Ocak 2022’de zaman aşımı kapsamında girdiği bilinerek iddianame kabul edildi; Samast 19 Aralık 2023’te tekrar hakim karşısına çıkacak.

KYK Yurtlarında Asansör Kazaları

Son dönemde KYK yurtlarında sıklıkla yaşanan asansör kazaları basına yansımaya başladı. Haber taramasasına konu olan dönemde de önce Ankara’daki Çubuk Fatma Hanım KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda, birkaç gün sonra da Antep’in Şehitkamil ilçesi Batıkent Mahallesi’nde bulunan Abdulkadir Güllüoğlu KYK Yurdu’nda asansör kazaları yaşandı. Şans eseri düşen asansörlerdeki öğrencilerde herhangi bir yaralanma meydana gelmedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, KYK yurtlarındaki asansör kazaları araştırmak üzere mühendislerden oluşan ekiplerin görevlendirildiğini ve yurtlarında bulunan asansörlerin bakımlarına ilişkin bilgilerin karekod uygulamasıyla yakın zamanda paylaşılacağını belirtti.

CHP’de Gerçek Bir Değişim Oluyor mu?

CHP’de Özgür Özel’in genel başkanlığa seçilmesinden sonra attığı adımlar, özellikle ‘acaba bir değişim olacak mı?’ beklentisi taşıyan kesimler tarafından belki de gereğinden fazla anlamlar yüklenerek takip ediliyor. Özel’in Yargıtay’ın tavrını ‘düpedüz darbe’ olarak nitelemesi ve Ankara Barosu’nun gerçekleştirdiği protesto yürüyüşüne katılması, Disk’in İstanbul’da başlayıp Ankara’ya ulaşan “Gelirde Adalet Vergide Adalet” yürüyüşünün son etabına katılması, Ogün Samast’ın tahliyesinin ardından “Hrant’ın Arkadaşları İnisiyatifi”nin çağrısıyla gerçekleştirilen anma toplantısına katılması ve ”Türkiye’deki kötülük ve derin güçler katillerine sahip çıkıyorlar. Bütün iyi insanlar birbirlerine ve adalet arayışına sahip çıksın” çağrısı, ünlü Kürt soprano Pervîn Chakar’ın dinletisine HEDEP Van Milletvekili Pervin Buldan’ın eşliğinde katılarak basına verdiği fotoğraf bu kesimler tarafından abartılan bir jest olarak değerlendirilebilir.

EKONOMİ

KKM’den Çıkışlar

Hatırlanacağı üzere döviz kurlarındaki artışları kontrol altında tutmak için Aralık 2021’den beri uygulanan Kur Korumalı Mevduat, ulaştığı büyüklük sebebiyle bütçeye ciddi yük getirmeye başlamıştı. 13-26 Eylül 2023 Gündem Değerlendirmesi’nde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in KKM’den kademeli olarak çıkılacağına yönelik açıklamalarına ve alınan önlemlere vurgu yapılmıştı. Alınan önlemlerle Ağustos 2023’te ulaşılan 3 trilyon 410 milyar TL büyüklükten 10 Kasım 2023’te 2 trilyon 838 milyar TL’ye bir düşüş yaşandığı görülüyor. Yaklaşık yüzde 17 oranında bir düşüş yaşanmakla birlikte geçmişten gelen borçlar nedeniyle KKM’nin bütçeye yükünün hala devam ettiği söylenebilir.

Sosyal Medya Fenomenlerine Dönük Operasyonlar

Bir süredir gündemi meşgul eden Dilan-Engin Polat çiftine yönelik iddialar ve tartışmalar, ardından başlatılan soruşturmalar neticesinde çiftin ‘kara para aklama’ ve ‘vergi kaçırma’ suçlamalarıyla gözaltına alınmaları ve ardından tutuklanmalarıyla devam eden süreçte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yaklaşık 600 sosyal medya fenomenini takibe aldığı haberleri basına yansıdı. Ardından Polat çiftinin aynı kapsamda tutuklu bulunan avukatının etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini savcıya bildirdiği, gazeteci Murat Ağırel tarafından sosyal medyada paylaşıldı. Bu noktada soruşturma ve davaların sadece birkaç popüler kişi üzerinden yürütülerek göstermelik cezalarla kamuoyunda oluşan basıncın azaltılmaya mı çalışılacağı yoksa derinleştirip kara para aklayanlara mı yöneleceğinin takip edilmesi gerekiyor.

Uluslararası Şirketler Türkiye’den Çekiliyor mu?

Gündem değerlendirmesine konu olan dönemde Mazda, BP ve LG gibi bir takım uluslararası firmaların Türkiye operasyonlarını sonlandırdıkları ya da yatırımlarından vazgeçtiklerine yönelik  haberler basına yansıdı. Ancak bu kararların ticari sebeplerle alınmış olduğuna dair açıklamalar yapılmakla birlikte, ardında yatan sebeplere ilişkin net bir açıklama göremiyoruz. Türkiye’de artan riskler ve belirsizliklerin yarattığı iklim, bir durumun sebeplerden bir olabilir.